- Kategori
- Blog
60 yıl sonra aynı şehrin televizyonundan, sevgilerle

Beni teşvik eden, yönlendiren, "Bartın üzerine yazdıklarınla kitap çıkarabilirsin" diyen Bartın Valisi İsa KÜçük, böylelikle bu k itabın yayınlanmasına vesile oldu. "Bartının'ın, bir kitabı
Tesadüfen açtım kanalı. Bartın’a ait, “ABA” isminde, yörenin tek etkili TV’si. Hem de ulusal bir kanalıydı.
Aaa bir de baktım, ismim geçiyor. Spikerin elinde bir kitap “ Muzaffer Cellek, bu kitabı, Bartın’lılar için yazdı” diyor ve ekliyordu: “Bu kapaktaki resmi, Bartınlı olmama rağmen ilk defa görüyorum. Vaktiyle oturdukları ev olduğu anlaşılıyor” diyor ve seyircilerine kitabımı, satır satır aktarıyordu.
Olayı hemen resimledim. Ardından da video’ya çektim. Ardından da onlar beni buldu ve sordular. “ Yayındayız şu an, izliyor musunuz” dediler. Daha sonra spiker Rasih Karakaş’ın duygulu sesi ile, aşağıdaki yazımı, okuyucularına şu şekilde aktarmağa devam etti aynı spiker: “ Bu şehir, altmış yıl önce kaybettiği çocuğu buldu” “ diyerek, sayfalarımdan okuya okuya şöyle devam etti.:.
"Bartın bi seda’du, onu seslendirenle bilü / Bartın bi üryadu, onu görenle bilü / Bartın bi hayattu, onu yaşayanla bilü / Bartın bi sevdadu, onu çekenle bilü / Bartın bi mabettü, orada ibadet edilü!”
Diye diye vardık Bartın’ın kapısına. Kocaman “buyurlar” edildik. Kendimizi de sahnede bulduk. “Bartın sevdamızı” anlattık. Bir kocaman alkışlar aldık, kocaman kocaman salonlardan. Ardından da plaketler, çiçekler, Bartın’ın has kokulu tel kırma işleri ve plaket aldık.
Nerden başlasam, nasıl anlatsam dolu dolu geçen Bartın günlerimi. Sadece bir telefonları yetti. Bartın Anadolu Lisesinin edebiyat temalı etkinliğinde bulunmam istendi. Köksal Toptan Lisesi ki, dillere destan bir okul. “Bakanlığın ödüllendirdiği etkinlikleri” ile tanınıyor.
Bizi ansa ansa kim anar veya hatırlar? Milliyet Blog okuyucusu olan İsa Küçük anlar. “Bartın” dedik, başka bir şey demedik.” Erük hırsızlığını” tarif eyledik “güzel oluyoru” dedik. Çocukluğunuzu cebinizde taşıyın her gittiğiniz yere, dedik.
Plaketimiz sahnede verilirken, Vali Küçük, izleyicilere, derin manalar taşıyan şu cümlelerle hitabederken, çok çok alkışlandı “ Bu şehir, 60 yıl önce kaybettiği çocuğunu buldu…” Tarifsiz düşüncelere dalıp gidiverdim. Sırtımdan, sımsıcak sular akıverdi.
Bu şehrin edebiyatçı Valisi İsa Küçük, “Hadi bakalım vazifelisin. Vazifeni yap. Bartın’lılara, Bartını anlat bakalım” diye çağırıyor beni İzmirden. İşte kendisi de bir “Edebiyat yangunu” İsa Küçük.
Sonra da, Liselilere, sahneden “iyi yaşanmış bir çocuklukla, dağlar kadar sorunları bir çırpıda aşarsınız” diye akıllar verdik. “Hayat taka tukası arasında yazmak istedikleriniz ertelemeyin” dedik. Çok okuyun, silolarca ekmek yiyin ve de kalburun üzerinde kalın. Bu da çok okumaktan geçer dedik.
Gündüzleyin de Bartın ABA TV’si çekim yaptı. Aynı gün de pek çok kişi, yollarda, durdurarak ismimle hitabedip, “ Hoş geldin” dediler.
Mahalli gazeteler sürmanşetten “ Muzaffer Cellek ile Bartın’a yolculuk” haberini verdi. Devamla şöyle denildi “ Vali İsa Küçük’ün özel davetlisi olarak Edebiyat Günlerini şenlendiren Gazeteci Yazar Muzaffer Cellek, sergilediği söyleşide büyük ilgi gördü. İlk olarak kitabından dizelere yer veren Cellek, ardından Bartın’a ait şiirlerini okudu. Piyano dinletisi ile salonu coşturan yazarımız, aynı anda salonda duygulu anlar yaşanmasına neden oldu. Sonra da, sevenlerine, kitaplarını imzalayarak verdi” ( Daha devam ediyor ama, ben kısa kestim)
Daha sonra dinleyicilerin “ Ört ki ölem!” ne demek? Diye sormalarına cevaplar verildi. “Neden yazar değil de yazan’ım diyorsunuz diye sual edildi. “ Sesiniz güzel, neden müzisyen olmadınız? Diyenler de bulundu.
Bartın’lı Şair ve Ressam Yücel Aktaş’ın eşi Nesrin Aktaş, ne de güzel söyler!
“Burası Goccuvaz EF-EM
Spikeriniz Penbe gonişiya
Muktarın oğlu “Yangunu” için şarkı istiya
Nalan söyliya:
“Dutmayım beni!”
Ehhh, dutan da yok zaten!
--------------------------------------------- ---------Ö N E M L İ N O T:
FACEBOOK’ ta, aşağıdaki yorumu buldum. Yayınladığım Bartın resimlerini ele alarak Şengül Uzun Hanım, bir Bartın sevdalısı olarak Bartın’ı anlatıyor. Aşına toprağına, dalındaki yaprağa, gökyüzündeki kuşlara varıncaya kadar bir özlem, bir memleket severlik örneği bu yazı. “Yalnız değilim” diye ferahladım şimdi. Demek ki, sadece ben değilim Bartını seven ve de bir “Bartın yangunu” olan Şengül Uzun’un yazısı:
“Hayata merhaba dediğim ve ilk nefesimi aldığım yer Bartın. Ben burada öğrendim, gaz lambasıyla okuyarak, tüm tarihimi, ilk başöğretmenim ATATÜRK'ü .Ben burada öğrendim tüm ağaçlarının isimlerini, tüm çiçeklerin adını. Bu topraklarda tanıştım buğdayın altın gibi parlayan başakları, burada öğrendim mısırın, püsküllerinin ardındaki şahane tadını. Ben burada öğrendim gökyüzündeki tüm kuşların isimlerini, burada öğrendim
Saklambaç ve bir sürü oyunu oynamayı, burada öğrendim tüm karşılıksız sevgileri, burada öğrendim tüm yardımlaşmayı, burada öğrendim ormandaki şenlikleri, ben burada öğrendim dostlukları arkadaşlıkları, bu toprakların aşıyla doydum bu toprakların suyuyla kana kana doydum.
Benim tüm hayallerim tüm düşlerim tüm umutlarımı, ilk sevdamı, ben bütün bunları bu topraklarda yaptım. İkinci baş öğretmenim, ve ilk aşkım babam sen. İyi ki bu topraklarda öğrettin tüm alfabeyi hiç bıkmadan usanmadan tüm olanaksızlıklarla, donattın bütün yaşama dair ne varsa ve insan olmanın tüm erdemlerini öğrettin babam.
Sağol babam, iyi ki ben bir öğretmen çocuğu olarak bu topraklarda büyümüşüm. Ben iyi ki senin kızın olarak merhaba demişim babam.
Ve cennet kadar güzel köyüm Karamazak iyi ki ilk seninle tanışmışım. Ben doğduğum topraklarımı ve çocukluğumu çok özlüyorum. Babam! Tabii ki senide çok özlüyorum sen benim hep hasretim hep özlemim olacaksın sana gelene kadar. Bu şahane resmi de burada paylaştığınız için çok teşekkür ederim Sn. Duayen Gazeteci Muzaffer Cellek”.
İşte, bizim hikayemiz. "60 yıl sonra, aynı şehrin televizyhonundan sevgilerle" demekten başka bir şey gelniyor elimizden.


ALDIĞIMIZ PLAKET





