- Kategori
- Etkinlikler / Festivaller
9. D-Marin Turgutreis Uluslarası Klasik Müzik Festivali başladı

Dün gece yani 24 Ağustos gecesi Bodrum'da ' D-Marin Turgutreis 9. Uluslararası Klasik Müzik Festivali başladı.24, 25, 27, ve 28 Ağustos günlerinde 7 konser şeklinde gerçekleşecek olan bu konserleri izlemek için ben ve eşim bir süredir bulunduğumuz Alaçatıdan dün sabah ayrılıp BodrumTurgutreis'teki evimize geldik.
İki haftadır Alaçatı'da kızımızın yazlığında torunlarımızla geçirdiğimiz duygu ve neşe dolu günlerden sonra ayrılmak zor geldi ama izlemeye hazırlandığımız konserlerin hayali bu ayrılığın üzüntüsünü yendi.Alaçatı ve Çeşme izlenimlerimi sonraki yazıma bırakıp dün gece gittiğimiz konseri anlatmaya devam edeceğim.
Dün 5 saat süren Alaçatı, Turgutreis araba yolculuğunun ardından gece konsere nasıl dayanacağımızı düşünmedim değil. Ama inanın bana açık havada güzel bir müzikle geçen üç saat bana bütün yorgunluklarımı unutturan bir ilaç gibi geldi.
Konser Marina'da büyük Alana kurulmuş dev sahnede gerçekleştiriliyor. Ayrıca kenarlara kurulu dev ekranlar sahneyi göremeyen kişiler için konseri rahat izlemek açısından iyi bir çözüm oluyor. Ayrıca konser meydanındaki dev Atatürk posteri gerçekten çok iyi fikir. Zira bütün konser süresince bu günlerimizi borçlu olduğumuz Aziz Atamızı hayırla yad ettim poster hafif hafif rüzgarda uçuşurken. Sanki Atatürk bizi izliyordu oradan.
Konser çok kalabalıktı. Sanırım meydanda 1000 kişiden daha fazla izleyici vardı. Zaten arabamızı bile park edecek yer bulamadık civarda. Yanlız Turgutreis'ten değil, Bodrum'un bütün beldelerinden bütün müzikseverler akın etmişti oluk oluk.
Konser Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının sanarçılarının sahneyi almasının ardından Festival Sanat Yönetmeni Sayın Yücel Canyaran Hanım'ın açılış konuşması ile başladı. Sahnede beyaz elbisesi, uçuşan saçları ile adeta bir peri kızını andıran Yücel Hanım günlerdir süren hazırlıklar sonucunda hiç de yorgun gibi durmuyordu.
Yücel hanım duygu dolu konuşmasında bu seneki festivalin onur konuğu olan Devlet Sanatçımız Suna Kan Hanımı sahneye davet etti. Suna Hanım beyaz elbisesi içinde sahneye çıkınca birden gözlerim doldu. Yıllar öncesinde kızım Burcu Göker ile Ankara'ya evine gittiğimiz günleri anımsadım. Yıllar Suna Hanımı hiç değiştirmemişti. Yazılarımı daha önceden okuyanlar belki hatırlar, biz Burcu ile yaklaışık bir yıl sure ile sık sık Suna Hanım'ın Ankara'daki evine misafir olmuş ve Burcu onunla çalışma şansına sahip olmuştu.Ben de o çalışmalar sırasında ne kadar şanslı olduğumun bilincinde mutluluk içinde bu güzel olayı izlerdim. Daha sonra ise Suna Hanımla çayımızı yudumlarken sohbet ederdik.
İşte dün gece Suna Kan Hanım sahnede kisa bir konuşma yaparken bu eşsiz insanı tanıdığım, çocuğum onunla çalışma imkanı bulduğu için ne kadar şanslı olduğumu bir kez anladım.
Festivalin dün geceki açılış konserinde Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Soprano Angela Gheorghiu ve tenor Teodor İlincai'ye eşlik ediyordu.
Ben bir enstrüman çalmıyorum, şancı değilim, yani müzik eğitimi almadım.23 yıldır bir sanatçı annesi olmama ve bu uzun sürede evimizde her daim klasik müzik olmasına, yıllarca dünyanın bir çok şehrinde müzikle uğraşan kişilerle bir arada olmama rağmen bir iktisatçı olduğumun farkındayım. Kısacası çok iyi bir dinleyici olabilirim ama müzik konusunda bu engin kişileri eleştirme hakkını kendimde göremem. Dolayısı ile zevkle dinlediğim bu konserde kim neyi yanlış söylemiş , neyi doğru söylemiş kritik yapamam.Sadece sopranonun duruşu ile, sahne hakimiyeti ile tam bir diva olduğunu söyleyebilirim. Sahnedeki artistik habiliyeti sonsuz olan soprano gerçekten çok güzel, karizmatik bir hanım.Bütün izleyenleri sesi ile olduğu kadar giydiği kıyafetler, aryalarını söylerken gösterdiği dramatik duruşu ile de büyüleyen soprano geçen gün okuduğum bir araştırmanın ne kadar doğru olduğunu bir kez daha vurguluyordu.Okuduğum yazıda Klasik müzik şarkıcıların izleyicilerin, sahnede sesleri kadar görünüşleri ile de değerlendirdikleri yazıyordu. Gerçekten doğru bir teşhis. Zira ben de bir izleyici olarak sahnede sesi kadar gözüme de hitap eden bir klasik müzikçiyi tercih ederim.
Dün gece şef Ramon Tebar yönetimindeki Cumhurbaşkanlığı Senföni Orkestrası eşiliğinde Soprano Angela ve Tenor Teodor Verdi'den,Puccini'den,Bizet'ten, Dvorak'tan,Masssenet'ten çeşitli aryalar sundular. Hepsi birbirinden harika olan bu yorumlardan daha çok beni sopranonun bis parçası olarak söylediği bir Romanya şarkısı çok duygulandırdı. Tenor da Soprano da Romanya kökenli idi. Soprano ve tenor diğer eserleri gerçekten çok zevkli yorumlamışlardı ama dikkat ederseniz başarılı demedim. Zira başarılı deme hakkı benim değil. Ben sadece zevk alırım dinlediğim müzikten.Anlayacağınız ya ben de Balkan kökenli olduğumdan ya da Soprano ülkesinin ezgisini başka bir duygusal boyutta söylediğinden ben Romanya şarkısından çok etkilendim. Bence dün geceye damgasını vuran şarkı o idi.
Kısacası çok güzel, müzik dolu bir gece geçirdik. Adeta ruhumuz yıkandı müzikle. Sanırım bu gece de aynı duygularla ayrılacağız konser meydanından,Zira bu gece gene Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası benim çok sevdiğim bir kemancıya Maksim Vengereov'a eşlik edecek.Bu konserin izlenimlerini de yarın ki yazımda yazacağım.