​ 9 yılda ne değişti? / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '09

 
Kategori
Futbol
 

9 yılda ne değişti?

9 yılda ne değişti?
 

"Kolay lokma" denilen rakiplerin tamamı o yıllarda "final grubuna" çıktı..


GS, 2000 yılında UEFA Kupasını aldığı zaman Fenerbahçe o sezonu 5. sırada bitirmiş ve bir sonraki sezon için teknik adamından masörüne kadar tamamını değiştirmişti kadronun.

Mustafa Denizli önderliğinde yeni bir yola giriliyor, yeni maceralar aranıyordu.

Mirko Mirkoviç, Zoran Mirkoviç, Lazetiç, Rapajc, Yusuf Şimşek, Kennet Anderson transferlerinin tek amacı, elbette ki şampiyonluktu ve önlerinde geçilmesi gereken, son 4 yılın şampiyon takımı, "sistematik" bir takım vardı.

Nihayetinde o sezon Fenerbahçe, GS'nin önünde şampiyon olarak tamamladığı ligin hemen sonrasında, daha teri soğumadan yeni bir büyük atılımın içerisine girdi.

Taraftarından yöneticisine, futbolcusundan kongre üyesine kadar herkes tek yumruk olmuştu ve gelecekte "final" oynanacak bir stad inşaasına başlamışlardı.

Üstelik te takım, tarihinde 2.defa Şampiyonlar Ligi'nde mücadele edecekti ve grubunda İspanyolların marka ismi Barcelona, Almanların panzeri Bayern Leverkusen ve Fransızların son dönem yükselen yıldızı O.Lyon gibi son derece "sıradan" takımlar vardı.

Öyle demiyor muydu o dönemde medya?

Tribün desteği olmadan sahasında oynadığı 2 maçı da son 10 dakikada yediği gollerle kaybeden, hatta O.Lyon maçında skor 0-0 iken çok net bir penaltısı verilmeyen Fenerbahçe, deplasmanda hem O.Lyon hem de B.Leverkusen karşısında öne geçmesine rağmen sahadan mağlup ayrılıyor, Nou Camp'ta 90+3 te yediği golle mağlup oluyor ve 0 puan alarak Kösice'den sonra Şampiyonlar Ligi'nde puan alamayan ikinci takım oluyordu.

Tabi bu durum ülke medyasında "aylarca" konuşulmuştu.. Halen de konuşulur..

***

Gelelim bu sezona..

Geçtiğimiz sezon Şampiyonlar Ligi'nde Çeyrek Final oynayan takımda "revizyon" adı altında gerçekleştirilen "erozyon"un etkisi sezon başında kendisini hissettirdi aslında.

Şampiyonlar Ligi Ön Eleme turlarında özellikle Partizan'a karşı alınan sıkıntılı sonuçlar neticesinde kalınan gruplarda rakipler bu defa son 5 yılda ülke takımları olarak 3 defa final oynayan İngilizlerin dev ismi Arsenal, son 5 yılda 1 defa Şampiyonlar Ligi Şampiyonu çıkartan, 1 defa Avrupa Futbol Şampiyonası'nda final oynayan, bir defa da Dünya Futbol Şampiyonası'nda yarı final oynayan Portekizlerin Porto'su ve dünya futbolunun son yıllarda özellikle "petrol" kaynaklı destek gördüğü ülkelerin başında yeralan yeni Ukranya'nın, eski S.S.C.B'nin "sistem ve makina" takımı Dinamo Kiev'di.

Sonuç malum...

İlk maçta Portekiz'de ilk 10 dakikada yenilen 2 golün hemen sonrasında toparlanmaya çalışan bir Fenerbahçe ve devrenin sonunda atılan bir golle umutlanan milyonlar, maç 2-1 iken ve karşılaşmanın 87.dakikasında Lugano'ya yapılan çok çok net bir penaltının verilmemesi neticesinde oyundan iyice kopuyor ve uzatma dakikalarında yediği golle 3-1 mağlup başlıyordu bu yılki serüvenine.

Sonrasında içeride Arsenal karşısında tam 8 tane %100 gol pozisyonuna girip bunlardan sadece 2 sini değerlendirebilen "Gol Kralları" na karşı Arsenal 6 defa geldiği Fenerbahçe kalesine 5 gol gönderiyor ve karşılaşmadan 5-2 galip ayrılıyordu. Ve son olarak sıkıntılı, stresin had safhaya çıktığı Dinamo Kiev ile içeride alınan golsüz beraberliğin arkasından deplasmanda Arsenal ile yine golsüz berabere kalınması akıllara acaba son iki maçtan galibiyet çıkartabilir miyiz sorusunu getirse de bu gerçekleşmiyor ve grubunu 4.bitirirerek veda ediyordu Avrupa yolculuğuna.

Şimdi bu kadar detaya neden giriyorum, sonraki aşama için..

O dönemde gerek 2000 yılında gerekse 2009 yılında ülke medyası sürekli Fenerbahçe'nin "kolay takımlara" karşı mücadele ettiğini yazıyor, savunuyor, dile getiriyor ve kitleleri şartlandırıyordu bu "ahmakça düşünceye."

2000 yılında kolay takım dedikleri takımlardan Barcelona, Şampiyonlar Ligi'nde yarı final oynarken B.Leverkusen final oynuyordu...

Gelelim 2009 yılına..

Fenerbahçe'nin grubundan çıkan Porto ve Arsenal, şu anda Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finalinde rakiplerini beklerken grubu 3.bitiren Dinamo Kiev ise UEFA Kupası'nda Çeyrek Final oynayacak.. Hani "birilerinin" almayı umduğu kupada..

Ve buna rağmen ülke medyasından bu konuda tek bir satır, tek bir yorum yok. Devekuşu gibi kafalarını kuma gömmüş beklemekteler maç sonuçlarından ziyade Fenerbahçe'nin daha da fazla tökezlemesini.

Bir yandan 60.dakikaya 2-0 önde giren bir takımın nasıl olur da kupadan elendiği "skandalını" tartışmazlar, diğer yandan nasıl olur da Fenerbahçe, bu kadrosuyla bu gruptan çıkamaz, UEFA Kupası'na bile katılamazı sabahlara kadar şişkin gözlerle, pişkin ifadelerle ağızlarında geveler dururlar..

Ve biz de bu bayatlayan oyunda bilmem kaçıncı "perdeyi" izleriz..

Bıkmadan, usanmadan...

Sonra da soralım kendimize, "9 yılda ne değişti bu zihniyette acaba?" diye..

 
Toplam blog
: 39
: 1659
Kayıt tarihi
: 12.11.08
 
 

1973 doğumluyum, İstanbul'da ikamet etmekteyim. Özel sektörde görev yapmaktayım. Yaklaşık 5 yıldır..