04 Mayıs '11
- Kategori
- Aile
Ben, sevgilim, iphone...

i phone
Çok kırıldı kalbim.. Şimdi sıra onda ! Duvara mı fırlatsam yoksa çaktırmadan arka balkondan aşağı mı atsam kararsızım. Binlerce parçaya bölünse de çıkartamam hıncımı gibi geliyor.
Gece yarısı çoktan geçti, yeni bebeğimiz mışıl mışıl uyuyor. Biraz dinleneyim diyorum, malum akşama kadar koşuşturmacayla geçiyor zaman.. Uzanıyorum yatağa , açıyorum kitabımın sayfasını ... 1800 lü yılların sonu , 1900 lü yılların başı.. Bir kadın ailesini terkediyor aşkı uğruna , bir adam 40 gün odasına kapanıp methiyeler diziyor ölen karısının ardından...
Bekliyorum... Sevdiğim adam gelecek şimdi yanıma , sarılacak, öpecek , güzel şeyler söyleyecek kulağıma...tüm yorgunluğum gidecek... bekliyorum.
Geliyor kocam! Biliyor musun diyor, adamlar aşmış. "Neyi" diyorum , " bir sürü yeni şey" diyor. "Baksana ! üç boyutlu balık " diye gösteriyor bir gariban japon balığını. Bir akvaryumun içine koymuşlar, ekranın sağ üst köşesinden yem atıyorsun. Eyvah ! kırmızı yemi atma sakın bu balık gerçek gibi , ölebilir!
Evet, ölebilir duygular , ölebilir kalpteki aşk , ölebilir bir geçmiş ...
O an balığı çekip almak istiyorum bir kızgın yağın içine ... üç boyutlu akvaryumda boğmak sevdiğimi ..
Bebek uyuyor mışıl mışıl , sevgilim horluyor kulağıma, yorgunluğum kat be kat artıyor..
2000 li yılların başı , bir kadın ailesini terkediyor bir application uğruna , bir adam 40 gün odasına kapanıp i phone u keşfe çıkıyor , balıklarını besliyor, hayatına kırmızı bir yem atıyor... Duygular ölüyor, aşk ölüyor, bir geçmiş ölüyor... Balık büyüyor, i phone büyüyor, apple büyüyor !