Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ağustos '15

     
    Kategori
    Deneme
     

    En 'öz'eleştiridir okuduğun

    Bu bir öz eleştiridir. Tek bir iyi özellik bulamazsın. Uyarıyorum.

    Alınganım kabul. Karşımdaki zahmet olmasın diye istemez ikramımı, ben sevmedi diye almadı derim. Bir lafı bine böler her bi parçası için ayrı ayrı dertlenirim. Birine sinirlenir, küser sonra da barışırım ama karşımdakinin haberi olmadan yaparım bunu. Öyle ki uzmanım. Buzlarımı eritmeye bi gülüş yeter. Kavga etsem bir saate kapındadır özürüm.

    Kıskancım. En büyük afetlerimdir zaten kendileri ; kıskançlık ve alınganlık. Açarsam bu konuyu, arkadaş kaybına yol açabilirim. Öz eleştirinin dozajı iyi bilinmeli.

    Pimpirikliyim. Geleceği gereğinden fazla düşünürüm. Ne anlar ne hatıralar kaybetmişimdir kim bilir sırf bu yüzden. Gelecek gelecek. Sen düşünsen de düşünmesen de. Gel bir de bana anlat bunu. Orta okulda üniversite sınavı sancısı çeken bir çocuğa ilerisi için dertlenme diyebilir misin? Bir hafta öncesinden beynimi kemiren öyle saçma sıkıntılarım var ki benim. Duysan gülersin. Gamsız olmak pembe panjurlu evim. Hayalim. Gamsız insan kimseyi önemsemez. Gamsız insan geleceği düşünmez. Onun olayı kendisidir. Kendi dışındaki dünyadan ona ne!

    Kararsızım. Bazen sırf karar aşamasının stresinden kurtulmak için saçma kararlar veririm benim için kötü olacağını bile bile.

    Geçmişiyle yaşayan yaşlı bi kadın gibi işler kafam. Gelecekle olan bağım kadar sağlam bir bağım daha var. Onun da bir ucu geçmişime bağlı. Anılarla değil anılarda yaşarım bazen. O yüzden zor vazgeçirim hatıralarımın başrollerinden kimi zaman jönlerinden.

    Kimseye değerinden fazla yüz verdim demem. Kim bilir ki kimin kaç para ettiğini? Ne severiz fiyat tahminini, olur olmaz paha biçmeyi. Sevmişimdir değer vermişimdir. Olumsuz sonuçlanan arkadaşlıkların ya da ilişkilerin arkasından anılara çamur bulaştırmak niye? Hatıraların tozu alınmalı belirli sıklıklarla. Ama o tozun altındaki anının parlaklığına kaptırmamak lazım kendini benim gibi. Parlar, hatırlatır, gülümsetir. Ama bitmiştir. Bana birinin bunu anlatması şart. Geçmişle aramdaki bağın halat yerine dikiş ipliğine dönüşmesi lazım.

    Nefret etmek fiilini sık sık kullananlardan nefret ederim. Ne ironik! Yerinde kullanınırsa bir duygunun dışa vurumudur nefret. Fazlasıyla da kişilik bozukluğuna yol açar. Ben sorunluyum sinyali verir karşı tarafa.
    Nerede duyduğumu hatırlamıyorum ama aklımdan hiç çıkmayan bir söz var. "Çevrendeki herkes pislikse belki de asıl pislik sensindir." Nefret ettiklerin fazlaysa mesela, belki de asıl nefretin kendinedir.

    Benden bu kadar. Öz eleştirinin dozajı demiştik, ayarlamak lazım. Hatalarını bilmek güzel. Kabullenerek, düzeltmeye çabalayarak. Ne demiş Ludwig Van Beethoven: " Çekilmez biriyim ama Tanrının beni böyle yarattığını düşünerek teselli buluyorum."
    Evet yaratılış gereği çekilmez olabiliriz ama aynı zamanda yaratılışımız gereği paylaşmayı, sevmeyi, sevilmeyi bilmiyoruz. Bırakalım böyle mi devam etsin? Beethoven eksini buldum master!

    Kabullenmek basit. Kolaysa gel bir de değiştir! Değişir her şey. Yetmiş yaşla yedi yaş arasında 63 sene vardır. Senelerle çabalar bir araya gelsin bi'. Neler olur neler!
     

     
    Toplam blog
    : 1
    : 97
    Kayıt tarihi
    : 20.08.15
     
     

    Kelimelere dökülen kadarım.  İzmir / Mühendis ..