- Kategori
- Deneme
Hilenin yolunda korkak yürümekten, doğru yolda rahat yürümek iyidir.
HİLENİNN YOLUNDA KORKAK YÜRÜMEKTEN,
Tarihte, Türk insanının meziyetlerine baktığımızda; doğru, dürüst, çalışkan, zeki, sıcakkanlı, misafirperver ve daha sayamayacağım kadar çok özellikten bahseder. Bütün bu güzel nitelikler yok olmadı olmasına da…
Zeki diye bildiğimiz insanımız, yine çok zeki ancak, bu zekasını farklı alanlara kaydırdı gibi geliyor bana. İlme ve fenne değer vermemiz, işlememiz, geliştirmemiz gerekirken hileye, sahtekarlığa, hokkabazlığa, soytarılığa ağırlık verdik son yüzyılda.
Soytarılık konusuna fazla girmeyeceğim. Recep ve kırdığı rekorlar ortada. İnceden inceye dalga geçerken bizlerle, biz hala onu taklit etmeye çalışıyoruz. Onun gibi gülmeye, onun gibi yürümeye, onun gibi konuşmaya çalışan bir gençlik var bu ülkede.
Hileye yatkınlığımız ise tam bir muamma. Aklımızı ve emeğimizi iyi yönde kullansak, yüreğimizdeki ateşle, dağları bile eriten , gemilere dağlar aştıran, dünyaya hükmetmiş olan, hastasıyla, yaşlısıyla, çocuğuyla mücadele edip yoktan varolan biz, neleri başaramayız ki…! Ama ne yazık ki insanımız, okullarda çalışmadan nasıl yüksek not alırımdan tutun da, kısa sürede nasıl çok para kazanırıma varana kadar, sanattan, spora, tokadan, ayakkabıya, hammaddeden, yedek parçaya geniş bir yelpazede zekasını ve enerjisini heder ediyor.
Sınavlarda, aslında hep öğrenci psikolojisi deyip geçtiğimiz kopya çekme olayı kişilikle doğrudan alakalı ve onu sıfırlayan yanlış bir girişim. Okul yıllarında başlayan ve çoğu zaman çok masumane görünen, hak etmeden istediğini elde etme çalışmaları, yaş ilerledikçe boyutları daha da büyüyerek devam ediyor.
Sonra… Sonra bakalım hile konusunda ülkemizde neler oluyor:
Çiftçi sütüne su katıyor, tekstilci kumaştan çalıyor, sanayici çürük mal üretiyor, sucu, elektrikçi de bunları kullanıyor. Esnaf, 1’i 5’e satıyor, mühendis malzemeden çalıyor, kurumlarda rüşvetsiz iş dönmüyor. Girişimci arkadaş teşvikle kredi alıyor, sonra iki duvar örüyor göstermelik, paranın kalanı …? Karşılıksız çek, fatura kesiyor, yutturduk diye seviniyor ileri görüşlü, uyanık insan . Manav bir kilo domatesin, biberin, elmanın içine çürüklerini de katıyor. Muayene parası veremiyor diye anneler, sakat çocuklar doğuyor bu ülkede.
Süte su katan düşünmez mi acaba yavrucukların yeterince beslenemeyeceğini.
Sanayici üretirken, ustalar kullanırken çürük malı, düşünmez mi acaba kazanacağı paranın, emeğiyle ve kullandığı malzemeyle orantılı olduğunu.
Manav fark etmez mi acaba, çürüğü yutturayım derken güveni yitirdiğini.
Doktorum düşünmez mi acaba, insan canının değerinin parayla ölçülemeyeceğini, pazarlık konusu yapılmayacağını.
Mühendis düşünmez mi acaba, eksik malzemeyle yaptığı binaların bir gün canından, kanından birilerine de zarar verebileceğini.
Para kazanmak güzel de huzurla harcayabilmek daha önemli değil mi? N e demiş Necip Fazıl: İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan korkulur.
Üç kuruşa sattığımız değerler; birbirinin malına göz dikenlerin, kapkaççıların çoğaldığı, adım başı cinayet, şiddet ve teröre boğulmuş, birlikte yaşamaya korktuğumuz, güvensiz, sevgisiz, hoşgörüsüz yeni bir nesil yaratıyor.
Çocuklarımızı, Türk’ün sahip olduğu özellikleri korumaya, emeğimizle kazanıp iç huzuruyla yemeye, insana değer vermeye, kaliteli üretip değerine satmaya, doktor, mühendis, avukat olmadan önce insan olmaya özendirelim.
İlköğretimlerde her sabah bağırttırıyoruz: ‘’Türk’üm, doğruyum, çalışkanım…’’
Ya biz öğretmeyi bilmiyoruz, ya da örnek alınan başka birileri var.
Değerlerimize ve birbirimize sahip çıkalım.
DOĞRU YOLDA RAHAT YÜRÜMEK İYİDİR.