- Kategori
- Gündelik Yaşam
İngiliz Edebiyatı dersinde nerden çıktı şimdi bunlar?

Şu an İngiliz Edebiyatı dersindeyim. 18. Yüzyılı anlatıyor hocamız, Bohuslav Mànek. Oldukça tecrübeli, esprili ve sevecen biri kendisi. Bir an için şu an burada olduğum için ne kadar şanslı olduğumu düşündüm. Bu satırları yazarken ara ara başımı kaldırıp Mr. Mànek’e yüzümde istem dışı bir memnuniyet ifadesiyle bakıyorum. Göz göze geldiğimiz anlarda çok içten bir gülümsemeyle karşılık veriyor o da. Sınıfta yaklaşık 20 öğrenci var. Onlar Çek ben Türk… Bizi birleştiren şeyler ne kadar da farklı. Aynı topraklarda doğmadık, aynı ulusa ait değiliz ama paylaşmak, sevmek ve benimsemek için bunlara gerek de yokmuş zaten.
Burada olduğum için ve özellikle de bir üniversite öğrencisi olarak burada bulunduğum için çok mutluyum. İnsanın hayatında üniversite yaşamı kadar dolu, güzel ve iz bırakan bir dönem daha var mıdır bilemiyorum, daha yaşamadım sonrasını. Gerçi iş biraz da bizim o dönemi ne kadar doldurduğumuzda:) Şimdilerde bambaşka keşiflerdeyim, öyle heyecanlı öyle çıldırasıya mutlu. Bu uzak ve yabancı tecrübe bana çok şey katıyor daha da katacak hissediyorum. Burada insanlarla sohbet etmeye bayılıyorum. Çok farklı dünyalara konuk oluyorum. Aklıma Pavla ile dün gece yarısına kadar konuştuklarımız geliyor. Pavla burada Tarih alanında 19. yy medyası üzerine yüksek lisans yapan zeki ve sevimli bir öğrenci. Onunla sohbet ederken gerçekten anlattığı dönemlerde yaşıyorum, bir bakıyorum onun çocukken pek de hoşlanmadığı gri renkli soğuk marketlerden birindeyim, bir bakıyorum Moravia’da, Bohemia’da… Rejime karşı çıkanlara işkence yapılan bir kalede…
Özgürlüklerini ele geçirinceye kadar verdikleri amansız mücadeleyi konuştuk, Çek Cumhuriyetinde halkın %80lere kadar ulaşan kadarının ateist olmayı seçme nedenlerinden, insan olmaktan, insanlıktan… Ama beni en çok etkileyen şey Pavla’nın ailesiyle gizlice Avusturya’ya gittiklerinde gördüğü rengârenk mağazalar, alışveriş merkezleri karşısında duyduğu inanılmaz mutluluktu. Anlatırken aynı mutluluğu derinden duyduğu ne kadar açık…
Şimdi bu derste etrafıma bakıyorum da bu insanları seviyorum:) kat ettikleri mesafe inanılmaz. Gerçekten takdir edilesi bir sistem oluşturmuşlar. Darısı Türkiye’nin başına :)
(Bu derste kaçırdıklarımı seminerde telafi edeceğim, ama ne bileyim aklıma geldi işte yazmadan edemedim:) I am sorry Mr. Mànek. I will make up for this, Promise!!:)