20 Temmuz '06
- Kategori
- Çevre Bilinci
İstanbul'da yaşamak ve İstanbul'lu olmak

İstanbul... Dünyanın, yaşanması hem en keyifli hem de en eziyetli olan şehirlerinin başında gelen güzel İstanbul...
İstanbul'da yaşamak, İstanbullu olmak için yeterli midir? İstanbulluyum diyenin İstanbul'u sahiplenmesi, gözetmesi, koruması gerekmez mi? Peki İstanbul'da yaşayan milyonların hepsi olmasa da çoğu bunu yapabilse İstanbul sadece yaşaması en keyifli şehirlerden biri olarak anılmaz mıydı?
Oysa sözbirliği etmişcesine burayı yıllardan beri yok etmeye çalışıyoruz. Fakat İstanbul o kadar güzel ve o kadar kudretli ki bunca yıldır bize karşı koyuyor ve onu yok etmemize mani oluyor. Baksanıza hala güzelliklerinin tamamını tüketemedik. Hala geleni göreni kendine hayran bırakmaya devam ediyor.
Nedir İstanbul'u aynı zamanda yaşanması en eziyetli şehirlerden biri yapan? Kimisine göre çok kalabalık olması, kimine göre iyi yönetilmemesi gibi geniş çaplı konular kimilerine göre ise şehrin pisliği, trafiği gibi özel noktalar. Trafik özellikle İstanbul'da yaşayanların hemen tamamının ortak dert konusu.
Peki nedir bu trafik denen şey? Kim yapar, nereden musallat olur bu dert başımıza? Ne yapmalı da trafik çilesini ortadan kaldırmalı, bir ilacı yok mu bunun? Trafik denen şey bizler değil miyiz zaten? Bizlerin ister yaya ister motorize olarak İstanbul'un sokaklarında, yollarında bulunuyor olmamızdan ibaret değil mi bu trafik denen illet?
O halde bu sorunu çözmek çok kolay olmalı, öyle değil mi? Yani trafik bizden ibaret ise çaresiz değiliz aslında, çare biziz... Aslında yapılması gerekenler çok basit, trafikte yaptıklarımızı yapmamak. Kulağa garip gelebilir ama şu anda trafikte yapılması gerekenleri yapanlar o kadar azınlıkta ki, belki de gününü en az 1 trafik kuralını ihlal etmeden tamamlayabilen var mıdır?
Zamanla kuralsızlıklar o kadar kanıksanır oldu ki trafik kurallarını çiğnemek işten sayılmaz oldu. Kırmızı ışıkta geçen arabalara, ters yönden gidenlere şaşırmaz olduk. Çare biziz demekten kastım trafiğin çile olmasından kurtulmak için yapılması gerekenler olmadığı aslında yapılmaması gerekenler olduğu. Yani yaya olarak ya da vasıta kullanırken trafikte şu anda yaptıklarımızı yapmıyor olmamız trafiğin düzelmesini sağlayacaktır. Kırmızı ışıkta geçmemek gibi mesela ya da trafik levhalarının ne anlama geldiğini öğrenip aksini yapmamak mesela. Kırmızı ışıkta beklemek mi daha riskli ve zor yoksa tehlike yaratmayı, nadiren de olsa yakalanıp ceza almayı göze alıp, sağı solu kolaçan ederek ışığı umursamadan yola atlamak mı?