- Kategori
- Atletizm
Kimsesiz Maraton, Avrasya 2013

AVRASYA 2013,Atletler yarış başında Köprü'ye koşuyorlar
Avrasya Maratonu bu yıl adını kaybetti. Altın lige çıkmış da Maratonumuz, adını vermiş karşılığında.
Niye diye soruşturduk, duyduğumuz: iki kıtayı birleştiren bir maraton adı olamazmış, dünyada maratonlar şehir adlarını kullanılıyormuş. Sanki dünyada iki kıta arasında koşulan başka bir maraton var. Kim ne derse desin, adı AVRASYA koşunun, bütün koşanlar aramızda böyle biliyor, böyle diyoruz.
Bu yıl yarışa 10 km eklendi ve 8 km çıkarıldı. 42 km ve 15 km aynı yer ve saatte ama farklı çıkışlarda başladı, 10 km biraz geriden. Halk yürüyüşü ise iyice geriden ve zamanca daha sonra. Böyle olmalı, çünkü ne köprü o salınıma dayanabilir ne de yol kaldırır o kalabalığı yarış bağlamında.
Basından okuduğum yine halk yürüyüşü sırasında köprüye aşırı insan yüklenmiş. Halk yürüyüşüne katılanlar, çoğunlukla o anı yaşamanın tadını çıkarmaya geliyorlar, üstelik fizik bilmek zorunda da olmadıklarından köprüyü salınıma sokabileceklerini asla idrak edemeyip gönüllerince köprü üzerinde olmak istiyorlar. Kimsenin bu idrak içinde olmasını beklemeye hakkımız yok, bu tehlikeyi ortadan kaldıracak uygulamayı yapmak yetkililerin sorumluluğu.
Bu yıl yarış güzergahı da değiştirildi. Koşu zorluğu anlamında 10 ve 15 km için daha olumlu olan bu değişiklik, bitiş yerinin 42 km'den farklı olması nedeniyle olumsuzdu. 10-15-42 km'lerin bitiş yerlerinin ayrılması yarışın ruhunu aldı götürdü. Sözde uluslararası üst kurum yarışın Altın Lig'e çıkabilmesi için böyle istemiş.
10-15 km bitişi için seçilen yerin estetikten yoksun beton bir meydan olması, yarışı bitirenlerin, yarış sonunda gerekli hareketleri yapabilecek, soyunup giyinecek, dinlenecek alanları olmaması; yerlerin şişe, muz kabuğu v.b. pislik içinde kalması, eşya otobüsleri, çadırlar, barikatlar v.b. yığılması nedeniyle de ayrıca olumsuzdu.
Asıl kötüsü, 10 ve 15 km bitişinde ne yayın, ne ışık, ne kürsü, ne gazeteci, ne halk... Sadece Eminönü'den gelip geçen yolcular ve bize boş bakışları.. Tam bir terkedilmişlik, umursanmazlık...
Sultanahmet, meydanının tarih boyu şehircilik birikiminden gelen ve henüz tamamen betonlaştırılıp yok etmediğimiz azıcık yeşili kalmış dokusunun huzurunu, dinginliğini ve büyülü havasını yaşatmadılar bize 42 km koşmadık diye.
Eminönü'nde yarışı bitirmek, yarış sonu ilgisizlik, betonlaşmış bir meydana terk edilmişlik tam bir yok sayılmışlık hüznü yarattı bende. Kullanılmışlık duygusunun burukluğu ile ayrıldım oradan.
Yarışan atlet sayısını yükselten asıl 10 ve 15 km koşanlar. Maraton pek çok kişinin harcı değil, çok zor. Öte yandan, 10 ve 15 km durmadan 1 ila 1,5 saat arasında koşabilmek için de düzenli çalışmak gerekir. İlla 42 km'den farklı bir yerde bitirilecekti ise, dokusunun daha insanı, yarışanları kucakladığı, kolayca maraton bitişiyle buluşan bir yer seçilmeliydi.
Yarış geçen yıllarda da aksamıştı ama bu yıl, hiçbir yarışta olmayacak bir vurdumduymazlık gördük.
Maraton koşusu başında, daha Köprü geçilirken, köprü üstünden ters yönde spor yapmayacağı apaçık belli, sadece o keyifli anı yaşamak için halk yürüyüşüne katılacaklarla onlara eşlik edenler -arabalarında bebekleri dahil- keyifli keyifli, koşmanın kurallarından habersiz, salınarak, bakınarak yürüyüp aramızdan geçiyorlardı. Bu insanların yarış anında anda Köprü'de olması kabul edilemez. Altın Maraton deyip bu kadar kural dışılık, boş vermişlik olamaz. Buna kimler, nasıl izin verdi ?
Halk yürüyüşü, koşuculardan geriden Altunizade köprüsünden ve yarım saat kadar sonra başlatılacaktı. Zamanında Anadolu yakasına geçmeyen bu insanlara, Boğaz Köprüsü'nden yarışçıların arasından yürüme iznini verenleri olan bir "ALTIN MARATON" yaşadık yani.
Koşanlara ters yönde, koşu yolu içinden, güvenlik ekiplerinin gözü önünde, koşanlara yol vermeden, koşu yolunu kapatarak gelen onlarca insanla çarpışmamak için birbirimizle çarpıştık :(
(O insanlara sözüm yok, yanlış anlaşılmasın, işi ciddiye almayan onlar değil ki)
Maraton için seçilen güzergah İstanbul'un tarihi açısından anlamlı, koşanlar için ise coşkusuz, terk edilmiş bir yol. O güzergah boyunca halk olması mümkün değil çünkü iş merkezi hattı ve günlerden de pazar sabahı olduğundan kimse yok.
Bu yarışların en önemli kazanımı halkın da kenarda izlemesi, desteklemesidir, spor sevgisini heyecanını biraz olsun tatmasıdır. Dünyanın en iyi atletleri gelmiş, kimse ilgilenmemiş sonucu biraz da bu güzergahla yaratılıyor.
Koştuk Avrasya 2013'ü.
Ölü gibi bir şehirde, kimsesiz koştuk iste.
Koşabilenlere selam olsun, izleyen destekleyen herkes sağ olsun.