- Kategori
- Kültür Turizmi
Mardin: gündüz seyranlık, gece gerdanlık şehir

Mardin Müzesi
Geçtiğimiz hafta bir vesileyle birkaç günlüğüne Mardin’deydim. 7000 yıllık geçmişe sahip 30’dan fazla millete ev sahipliği yapmış olan kenti biraz yakından görme ve yaşama imkânı oldu. Havalimanından uçakla indiğimde ilk izlenimim merak içinde kenti keşfetmekti. Daha uçağa bindiğimizde yolcu profiline baktığımda kentin çok kültürlü, çok dilli, çok dinli olduğunu anladım.
“Gündüz seyranlık, gece gerdanlık” olarak adlandırılan Mardin, İpek Yolu güzergahında olup Fırat ile Dicle nehirleri arasında yer alan Mezopotamya bölgesinin Yukarı kesiminde yer alır. Güneyinde Suriye, doğusunda Şırnak ve Siirt, kuzeyinde Diyarbakır ve Batman, batıda Şanlıurfa ile çevrili olan kent; dantel desenli motifleri ile kesme taş evleri, kilise, manastır, medrese, cami gibi tarihi-dini mekanları, türküleri, reyhani dansı, telkari takıları, bakırları ile bilinir.
Kentin yüksek noktasından Yüksek Mezopotamya Ovası’na kuşbakışı bakıldığında deniz manzarası gibi görünür, hatta bu nedenle oradan geçen ana yola “sahil yolu” adı verilmiştir. 2 gün içinde yaptığımız ziyaretlerde Kasımiye Medresesi, Deyrulzafaran Manastırı, Dara Antik Kenti, Mardin Müzesi, Şeyh Çabuk Camisi, Midyat ve Batman ili içindeki Hasankeyf’i görme imkanım oldu. Dantel işlemeli Mardin taşından (ocaktan çıkarıldığında yumuşak olan ve kolay işlenebilen taş, güneş ve hava ile teması sonucu sertleşir. Ayrıca yaz mevsiminde binanın içinin serin, kış mevsiminde ise sıcak olmasını sağlar) yapılmış olan son derece görsel estetik açısından zengin yapılar yanında Kasımiye Medresesi ve Deyrulzafaran Manastırı eyvanlarında yer alan su imgesi oldukça dikkatimi çekti.
Kasımiye Medresesi avlusunda yer alan havuz ve suyun akışı doğumdan ölüme insan hayatı ve sonrasını simgeler. Çeşmeden akan su insanın doğumu, düştüğü küçük havuz bebekliği, küçük havuzun yanındaki biraz daha büyük havuz çocukluğunu, bunu takip eden dikdörtgen şeklindeki havuz gençliğini, bu havuzu büyük havuza bağlayan ince uzun oluk olgunluğunu ve ölümü, büyük havuz ölüm sonrası ahiret hayatını temsil eder. Daha sonra ince bir kanal ile iletilen su, toprağa dökülür. Bu da sırat köprüsünü ve cenneti ve yeniden dirilmeyi temsil eder. M.Ö. 4000 yılında inşa edilen Süryani Ortodoks Cemaatinin ilk ibadet mekanı olan Deyrulzafaran Manastırı’nın (Safran Manastırı - yapı harcında, yörede yetişen safran bitkisi kullanıldığı rivayet edildiğinden dolayı) eyvanında ise içeri doğru kıvrılan kare labirent şeklinde bir havuz yer almaktadır.
Çokkültürlülüğü ve zengin tarihi ile dikkat çeken Mardin’de kent imajı açısından daha çok çalışmanın yapılması gerekir. Yani UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesine giren bir kent için turistik açıdan kent imajı pek olumlu olmamakla birlikte Ahmet Tahsin’in şiirinde dile getirdiği üzere kent, “Çirkin bir gerdanda güzel bir gerdanlık gibi”dir.
Mardin ile ilgili beğendiğim şiirleri aşağıda paylaşıyorum. Fırsat bulanların Mardin’i mutlaka görmesi, deneyimlemesi ve kentte nefes alması gerektiğini düşünüyorum.
Mardin
Akşamın kızıllığı süzülürken gönlüne
Temaşa eyledim mam, narin gerdanlığında.
Şahmaranın figanı ağlıyan gözlerinde.
Gözyaşını derledim döküverdim gönlüne
Kasımiye zincirye hatuniye medrese
Deyrulzafaran kırklar mor yakup kilise
Kom'u komşu akraba hepsi bizle bizbize
Perçinlenmiş kazınmış kaynamış içimize
Geceler kıpır-kıpır süzülüyor yıldızlar.
Yeşile hasret inim-inim inliyen ovan da.
Yana-yana yapışık, dantel-dantel taş evler.
Sarmaş-dolaş dolanır, aklanır kor odunda.
Hasret akar-süzülür labirent yollarında
Abbaralı yalaplı dap-dar sokaklarında.
Can suyu şorul-şorul babsavur ak-suyunda.
Kudsanmaya hazır-nazır nâr gerdanlığında
Nice âlimler doğdu damında divanında
Atam paşa olduğu müjdeyi alıverdi
Gülfidanla gülistan yürekli mekanında
Mardin şahin bakışlı atamla gülüverdi.
Adın kartal yuvası şanından nazarından
Ak güvercinler takla atar semalarından
Çan sesi ezan sesi zılgıt semalarından
Gün akar afakından nur yakar akşamından
Mam: Mardin arapçasında Anne demektir.
Rifat Kaya
Mardin Şiirleri - Mardin,Nusaybin Düşleri...
Mazıdağı, Ömerli, nice geçit... Yeşilli;
Yurdumun her köşesi, benim için değerli...
Midyat, Gercüş ve Savur; sıcakları kavurur,
Çölde bir rüzgâr eser, benim gönlüm savrulur...
İdil, Cizre, Silopi; inmeden çözme ipi,
Yaz yağmuru sanırsın, sarar seni bir tipi...
Kızıltepe, Nusaybin; Macaroğlu nerdesin! ...
Muammer ol, esen kal! ... Bil ki; özlenir sesin...
Mardin ili ve Derik; yükseltiler, geçitler,
Yanık Ozan seslenir, der ki; bana geçit ver! ...
Meriç kıyılarında, Dicle ' yi anımsarken,
Bana nice düş sunar; uzun hava, türküler...
Nevzat Bilgiç
Sıla Benim Gurbet Benim
'Memleketime Şiirler'
Kitabından
Mardin Şiirleri - Mardine Dizeler...
Maride, Marde, Merde... İsim koyanlar nerde?
Persler ve Roma gibi, uygarlıklar geride...
Mâridin ve de Mardin, bağrımızda eridin,
İnsan ve toprağınla, bizden başka değildin...
Hurri, Mitanni, Asur; Medler, Persler, İskender;
Mardin ' in taşlarından, geçtiler birer birer...
Selokid, Roma, Abgar; Bizans ile Araplar,
Güneş gibi doğdular, gün bitince battılar...
Altaylar ' dan Yiğitler, bin yıl önce geldiler,
Yollarında olsa da; Moğollar, Eyyubîler,
Nice Türk Devletleri, aldı verdi bu Gül ' ü,
Asırlar boyunca hep, Kent ' in yayıldı ünü...
Nevzat Bilgiç
Sıla Benim Gurbet Benim
'Memleketime Şiirler'
Kitabından