Küçük Anarşist ve Annesi / Bebek - Çocuk / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '12

 
Kategori
Bebek - Çocuk
 

Küçük Anarşist ve Annesi

Geçen yılın Temmuz ayında evimize bir anarşist yerleşti. Elinde ağlamanın her türlüsünden oluşan silahları, tüm düzenleri yıkma kararlılığı ve –maalesef- tüm fiillerini peşinen affettiren sevimliğiyle evimizde terör estiriyor. Kim bu anarşist? Gürsoy ailesinin minik Kemal’i.

Kemal’imiz neredeyse 7 aylık oldu. Ama bize yıllar geçmiş gibi geliyor. Onun bu dünyaya yaptığı uzun süreli ziyaret bize bebek bakımı, beslenmesi, kıyafetler vs. sayısız işi ve uğraşı öğretti ve hala da öğretmeye devam ediyor. Çünkü her hafta farklı ve yeni hareketler yapıyor, gülücükler ve kahkahalar saçıyor etrafına. Ayrıca kardeş paketine epey kıyafetler de koyduk ve büyüdüğümüz için koymaya da devam ediyoruz.

Kemal’in gözünde annesi, onun dünyadaki temel ihtiyaçlarını karşılayan (yıkamacı-yağlamacı-restoran). Annesinin yanından bir an olsun ayrılmak istemiyor, annesi kapıya yaklaşınca hemen ağlamaya başlıyor, annesine hiçbir iş yaptırmıyor. Annesi de tabi ki onu çok seviyor, doğduğundan bu yana her gün ona değişik şarkılar söylüyor (repertuarımız epey geniş), damak tadına uygun yemekler veriyor. Hepsi genelde sevgi ile pişirilmiş sebze çorbaları, yoğurt vs. Kemal, şeker mi şeker tatlı mı tatlı, lokum mu lokum ballı mı ballı! Maddi-manevi gelişimi için babasıyla uğraşıyor ve çalışıyor. Kemal, annesini tatile çıkardı. Annesi iş hayatını bıraktı bırakacak nerdeyse. Mesleğini bile değiştirmeyi düşünüyor. Kemal’in sağlıklı büyümesi, emin ellerde olması için yavaş yavaş tercümanlıktan öğretmenliğe geçiş yapacak sanırım. Tabi zaman ve şartlar gösterecek.

Bebek bakımı kolay bir iş değil. Hele bir de Allah’ın emaneti olduğunun idrakine varınca, sorumluluk daha da artıyor. Bana iki yıl önce böyle bir durum yaşayacaksın deseler inanmazdım. Bir yandan oldukça zor, hayatınıza küçük bir anarşist giriyor ve tüm düzeni alt üst ediyor. Buna alışmak, esneklik kazanmak biraz zorluyor doğrusu. Ama Kemal’in bir gülüşü ve sarılması, tüm yorgunluğu ve stresi sünger gibi çekip götürüyor.

Kemal, artık saf bebeklik döneminden uyanık, her şeyi merak eden, hayatla ve insanlarla ilişkisi olan bir bebeğe dönüşüyor. Oyuncaklarını tüm ayrıntılarıyla inceliyor, önüne gelen her şeyi ağzına götürüp tanımaya çalışıyor, tuttuğu şeyleri elinde evirip çevirip inceliyor. Ayrıca iki incimiz (dişlerimiz) de 2 hafta önce çıktı, her şeyi dişliyoruz artık. Hele soğuk yeşil elma favorimiz. Annesinin dondurması ile çikolatasına ortak oldu. Ayrıca en sevdiği şeylerden biri de babası ile karşılıklı kahvaltı sofrasında tereyağlı yumurta, simit içi ve peynir yemek. Sevdiği bir yemek olunca ayakları ile tepiniyor, bir an önce lokmanın devamının seri bir şekilde gelmesini istiyor. Sultanahmet köftecisinde irmik tatlısı için koparılan kıyamet sonucu ikinci tabağı bile sipariş verdik.

Kemal’le yaşamak çok güzel. Her sabah minik anarşistimizin o gün bize ne sürpriz yapacağını merak ederek uyanıyoruz. Her akşam yeni şeyler öğrenmiş olarak uyuyoruz –ya da Kemal izin verirse uyukluyoruz. Ama çoook mutluyuz ve memnunuz bu minik anarşistimizden. Onun insanlığa ve vatanına yararlı bir “insan” haline geleceği, “kemal”e ereceği günleri iple çekiyoruz. Allah olmayanlara en kısa zamanda hayırlısı ile nasip eder inşallah. 

 
Toplam blog
: 9
: 1469
Kayıt tarihi
: 17.07.07
 
 

İstanbul'un Asya ile Avrupa arasında bir köprü olduğu gibi, ben de İngilizce ile Türkçe arasında ..