- Kategori
- Mizah
Paul Wolfowitz ve yırtık çoraplar

Toplanın sevgili okurlarım. Bana düşen araştırmacı blogculuk görevimi yerine getiriyor ve Paul Wolfowitz’in yırtık çoraplarının altında yatan gerçekleri açıklıyorum.
Efendim biliyorsunuz; Dünya Bankası başkanı Paul Wolfowitz güzide şehrimiz Edirne’yi ziyaret etmiş ve dekolte çoraplarıyla camiye dalmıştı. Sizin bildiğiniz malum, Wolfowitz hazırlıksız yakalanmıştı.
Asistan: Efendim, içeri girerken şey…
Paul: Ne var John?
Asistan: Camiye girerken ayakkabı çıkarılıyormuş.
Paul: He tamam canım… Yok, bir saniye, fuck.
Asistan ve diğerleri: Aman Allah’ım/o ne?/Yazıklar ossun/Ben kusacağım/Aaa, bir benimkiler yırtık değilmiş, yaşasın…
Paul : Şeyy, hihi, (iç ses: Alacağın olsun Jennifer! Kırk kez söyledik sana şu çorapları…)
Ama gerçekler asla böyle değildir. Peki nedir?
Sevgili okurlarım, bu yırtık çorap meselesi, ABD’nin Bill Clinton’ın burun sıkma fetişinden sonraki en büyük halkla ilişkiler (4. levent ağzıyla, PR) zaferidir. Verilmeye çalışılan mesaj açıktır:
Ey2. ve 3. dünya ülkeleri! Siz biz Amerikalılar’ı zengin, refah içinde yaşayan, dertsiz-tasasız insanlar olarak biliyorsunuz, değil mi? Size göre biz fildişi kulelerde yaşayan sömürücü güçleriz, değil mi? Alın ozaman. Biz de sizler gibiyiz. Sizin gibi biz de ne zorluklar altında yaşıyoruz, açlıktan nefesimiz kokuyor.
Tabi bu halkla ilişkiler stratejisi Ali Babacan-Paul Wolfowitz görüşmesinde de kendini gösterecektir:
Ali: Paulcüm, bize bu sene 1-2 milyar daha çıksan?
Paul: Ah be şekerim nerde? Aha al işte, halimiz ortada. Ühü, ühü, ühü…
Ali: Vah, vah…
Yalnız, iş bununla da bitmeyecektir, size söyleyeyim. İşte Beyaz Saray'da basın toplantısındaki olası dialog:
Araklamacı gazeteci: Efendim, Paul’ün çorapları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Beyaz Saray Sözcüsü: Ehhh, evet. Paul kaderin sillesini yemiş, hayatı zorluklar içinde geçmiş bir arkadaşımızdır. Daha yumurtayla spermi birleşmeden babası hayatını kaybetmiştir. Annesi ise onun doğumu esnasında can sıkıntından vefat etmiştir. Dedesi hastaneye onu almaya giderken kendisine kamyon çarpmıştır. Son olarak, hastaçocuğunun tedavisi için 300 bin ytl’ye ihtiyacı vardır. Hastane ısrarla ytl istemiş, ABD dolarını kabul etmemiştir. Paul ise, George W. Bush’un“gel 200 bin ytl’ye fit olalım, benimle bir geceye var mısın?”teklifini gururuna yediremeyip kabul etmemiştir.
Bu iş tabiî ki burada bitmez. Duygulu ve yardımsever Türk halkı Paul’eyardım elini uzatacak, yardım kampanyaları başlayacaktır. Paul’u evlat edinmek isteyenler, ABD’ye yün çorap gönderimi, Paul’ün sabah sabah Seda Sayan’a çıkartılıp ağlatılması ve diğerleri…
İşte gerçekler böyledir. Bunların hepsi çok yakında gerçekleşecektir. Bana inanın…