- Kategori
- Gündelik Yaşam
Tanrı kuşları sevdi, ağaçları yarattı. İnsanlarkuşları sevdi kafesleri yarattı

“TANRI KUŞLARI SEVDİ AĞAÇLARI YARATTI İNSANLAR KUŞLARI SEVDİ KAFESLERİ YARATTI”
Çocuklarımızın isteği üzerine evimize kuş almaya karar verdik. Mavi renkli çok sevimli bir kuştu. Adını maviş koyduk. Evde hepimizi ilgi odağı olmuştu. Evimize sanki ayrı bir neşe gelmişti. Sabah kalkınca , akşam yatmadan mavişle konuşur olmuştuk. Mavişte ötüşüyle her zaman bize cevap veriyordu. Bize iyice alışmıştı. Zaman zaman kafesinden çıkar odanın içinde dolanır kendisi tekrar kafesine girerdi. Tepemizde omuzlarımızda gezdirirdik onu. O bize biz ona iyice bağlanmıştık. Böylece aradan 2 yıl gibi bir zaman geçti.
Bir gün yakın akrabalarımızdan birisi akşam oturmasına gelmişti. Maviş odanın içinde gezinirken bize “kuşunuz erkek mi dişi mi? “ diye sordu. “Erkek” diye cevap verdik. “Bizim dişi bir kuşumuz var ikisini çiftleştirelim. Ama bizim kuşu kim götürdüyse erkek kuşları hiç birisini yanına yaklaştırmıyor. Gagasıyla uzaklaştırıyor. Bizden söylemesi.” dedi. Bende kendimden emin bir tavırla. “Bizim mavişimiz çok yakışıklıdır. Tatlı dillidir. Cazibesine hiç bir kuş dayanamaz .” dedim.
Gelen misafirler “göreceğiz“ dediler. Biz kar beyazı beyaz renkli dişi kuşu evimize getirdik. Kuşları aynı kafese koyduk. Mavişimizi bir görseniz. Hoş geldin dercesine etrafında pır pır dönüyor. Ona şarkılar söylüyordu. Evde sürekli kuşları izler hale gelmiştik. Dişi kuş asla mavişimizi yanına yaklaştırmıyor gagasıyla kovalıyordu. Gerçektende hayvanların kendi aralarında konuştuğu bir dil var. Bunu iki kuşu izlerken görebiliyordum. Böylece aradan 1 ay gibi bir zaman geçti. Sonunda bizim maviş dişi kuşun gönlünü yapmıştı. Artık iki kuş anlaşmıştı bunu görebiliyorduk. Bizimki kafesten bile çıkmaz olmuştu. Bir gün dişi kuşun telaşlı telaşlı yuvasına sürekli girip çıktığını fark ettim.. Bir sabah ne görelim yuvada bir yumurta. Derken 3 yumurta daha toplam 4 yumurta olmuştu. Evdeki sevincimizi görecektiniz. Dişi kuş yumurtaların üstünden kalkmıyordu. Bizim maviş öyle iyi bir eş olmuştu ki dişi kuşa gagasınla yem ve su veriyordu. Aralarındaki sevgiye şaşırıp kalıyorduk izlerken. Artık biz gün ayıyorduk. Yavruları ne zaman göreceğiz diye. Herkese anlatıyor yavruları dört gözle bekliyorduk. Kuşlarla aramızdaki sevgi yabana atılmaz bir gerçekti. Aradan tam 17 gün geçmişti. Bir sabah kuş sesi ve çırpınmasıyla uyandık. Kuşun adasına gidince ne öreyim. Bizim maviş kafeste cansız yatıyor. Dişi kuşta yuvasından çıkmış başında çırpınıyor. Hepimizin o anki üzüntüsünü tahmin ediyorsunuzdur. Tamda baba olmaya hazırlanırken şimdi ölmemin zamanı mıydı be mavişim. Akşam işten eve dönünce hemen kafesi başındaydık yine. Bir de ne görelim, dişi kuş yumurtları gagasınla birer birer yuvadan dışarıya atmış. Ben yumurtları tekrar aldım kafese koydum. Bir süre sonra yumurtaları tekrar gagasıyla dışarıya attığını gördüm. Acaba bizleri izliyor diye mi yapıyor diye düşündüm. Tekrar yumurtaları yuvaya koydum bir süre yumurtalara dokunmadı ama üstüne de oturmuyordu. Yine yumurtaları yuvadan dışarıya attı.Bir taraftan mavişimize bir taraftan da yumurtadan çıkacak yavrular için çok üzüldük. Bütün sevgimiz ve sevincimiz içimizde kalmıştı.
Beyaz dişi kuş kafesinde aç ve özgür değildi ama sevgisini ve üzüntüsünü bize böyle mi göstermişti?
Kuşlar türlü uçar, insan kalbi türlü türlü sever, gül türlü türlü açarmış. Bizde mavişimizi bir başka türlü sevmiştik. Biz de her zaman bir anı olarak kalacak. Bir daha evcil hayvan edinmeyi göze alamadık.
“ Tanrı kuşları sevdi ağaçları yarattı
İnsanlar kuşları sevdi, kafesleri yarattı."