Baharın yeşili Yazın sıcağı Sonbaharın sarıyı Kışın beyazı Özlediği gibi Ben de seni özledim Yaprağın dalı Sıcağın yeli Bülbülün gülü Özlediği ..
Editör, bu sabah kahvaltısını evinde eşi ve çocuğuyla birlikte yapmanın keyfiyle görevine neş'eli başlar. Dudağında bir türkü tuturmuştur... '' Hani benin editörüm, editörüm kırmız..
İstanbul'a ayak bastığım andan itibaren bahar yelleri esmeye başladı.. Ayağım uğurlu geldi bu güzelim kente... Hani derler ya ,uğursuz kişiler için... ''Sende de ne ayak var..
- Sineyi millete dönelim.. - Vatandaşın ayağına gidelim... - Yurttaşımızı kucaklayalım... - Sağ duyu sahibi olan halkımız karar versin !.. - Halkımız en iyisini bil..
Editörlük zor meslek !.. Sabah erkenden kalkar editör...Simit, çay ve üçken peyniridir kahvaltısı..Ocakçı HayriyeTeyzenin keyfi yeter de köpüklü Türk kahvesini de hazırlayıp getirirse de..
Ben Sana aşık Şiire aşık Bir garip sevdalıyım, Gelsem Kalemine mürekkep olsam Sevdamı nakış nakış Adımı harf, harf Şiirlerine işler misin ceyla..
Seviyorum seni Gül kanatlı meleğim... Gül yüzünü görmeden Gül kokulu nefesini Nefesimi sürmeden Sesini duymadan Sesime katarak Yüreğimdeki Varlığınla..
Ey vicdan neredesin?..Kalk ki görelim !.. Bu cennet ülkeyi neden bu denli zor durumda bıraktınız, hesap verin !.. Hukuksuz, söz sahibi azınlıklar olarak, büyük çoğunlukların asaleti..
Kendi kendine konuşmaktır AŞK !.. Bu gece öyle ihtiyacım var ki sana sarılmaya... Abartıyorum seni... Bu şehir, bu hayat, içimdeki gizli ve yabancı korkular, Öylesin..
Hepimizin birçok ilginç ve hüzün dolu doktor anılarımız var... Ülkemizde (Tıp hariç ) birçok üniversite, kısır döngüler içinde ,dünya bilim litteratüründe yer almayıp '' yan gelip yatarken..
İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..