​ Aşkın kanunu; “Paylaşılmış öznellik” / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '08

 
Kategori
İlişkiler
 

Aşkın kanunu; “Paylaşılmış öznellik”

Aşkın kanunu; “Paylaşılmış öznellik”
 

Doğru ancak paylaşılmış öznelliğin ürünü olabilir; kendi doğrumuzun üretilmesi ancak “ötekinin varlığına ve gönüllü katkısına” bağlıdır.

“Sadece etik değil, gerçekliğin kendisi ve en basit bilgi bile, ancak öteki ile birlikte oluşturulduğunda hayatın kurucu unsuru olarak işlevselleşir.”

“Paylaşılmış öznelliğin kurduğu bu dünyanın, zamana dayanan içsel bir gücü yoktur, ” belki de keşke olsaydı.

Zaman her şeyi değiştirirken, kendimizi ve ötekini de değiştirir. Dolayısıyla iletişim tek seferlik bir konuşma praksisi olarak kalamaz; zamana yayılan, değişimi kucaklayan süreklilik içinde kendini yeniden üreten bir eylem olmak zorundadır. Taraflar konuşmanın sonucunu önceden bilmezler ve bunu bilmedikleri halde konuşmaya taraf olurlar.

Hayat kendimizi ötekine açıklıkla sunmak, asıl ötekinin kendi içimizde fark edilip paylaşılması ile anlamlıdır.

Güvenilir olan varılan sonuçlar ve kararlar değil, bizatihi konuşma iradesinin karşılıklılığı (sürekli diyalog isteği) paylaşılmışlığı ve yeniyi yaratma gücüdür. (elbette kişisel ve toplumsal)

“Zihniyet amaçlarda değil daima usullerde gizlidir.”

Yeniyi yaratma gücü kendine mesafe alarak bakabilmek ”ötekine” onun içinden bakabilmek çabası ile mümkün kılınabilir. Bu yaklaşım ile her iki tarafın egosu arka plana itelenirken ilişkinin kendisi aktörleşir. Böylece “mesafe alma” ve “içerden bakma” her iki tarafın aynı anda ve birlikte gerçekleştirdiği bir eylem haline gelir.

Anlama faaliyeti artık bir tarafın diğerini anlama çabası değil; her iki tarafın birlikte ötekinin içinden bakarak ve kendisini öteki sunarak kendilerini ilişkinin içinden anlamalarıdır.

“Karşılıklı ve paylaşılmış arınma süreçleri” bireysel ve toplumsal özgürleşmemizin araçlarıdır. Bu sürecin bir araç olmaktan çıkması kendine bakışın bir parçası olması ile; kişinin kendine “mesafe alması” ve “içerden bakması” da bir etik norma dönüşür.

Hayatı gerçekten kavramak ve yaşamak öncelikle kişinin kendisiyle kurduğu samimiyete muhtaçtır.

“İnsan dünyayı öteki ile birlikte kurmak, kendi doğrularını öteki ile birlikte geliştirmek ve dolayısıyla ahlakı da öteki ile birlikte oluşturmak zorundaydı.”

Etyen Mahçupyan'ın babası "yağmur yağdı yarık kapandı diyebiliriz ama öyle olmuyor demiş." Yağmur suları çekilinceye kadar...

Vakit kaybetmemek gerek yaşam çok hızlı akıyor, her alanda kendimizle yüzleşmemiz gerek.
İçiniz ve dışınız bir olsun, iyiler ve aşk kazansın…


Kaynak: İçimizdeki Öteki- İletişim yn. Etyen Mahçupyan

<ı>Şükran, Filiz, Zeki ve Mustafa için bir not bu blog; son zamanlardaki diyaloglarımıza ilişkin; onlar dostlarım. Yeni tanışmış sayılsakta sevgili Ayla’yı ve Okan’ı da bu kapsama alanı içinde saymazsam eksiklik olur.

 
Toplam blog
: 444
: 1284
Kayıt tarihi
: 13.09.07
 
 

MB zengin kültürel bir eksen; düşüncelerimizin buluştuğu, tartıştığımız, birbirimizi etkilediğimi..