​ Gizemli gece ( 3. ve son bölüm) / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Eylül '08

 
Kategori
Öykü
 

Gizemli gece ( 3. ve son bölüm)

Gizemli gece ( 3. ve son bölüm)
 

www.rehberalem.com/.../dugun_fotografi_5.jpg


Bir önceki bölümün linki:

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=133784

Telefondaki ses, "Senden bir şey istediğimiz yok, sen saat 8 de dediğim yerde ol" Ekrem "Alo, alo" derken telefondan düdük sesi gelmeye başlamıştı bile.

Saat şu anda yediyi çeyrek geçiyordu. Dedeman oteli 25 dakika mesafedeydi. Ama akşam saatlerinde trafik vardı. Şimdi yola çıksa tam saat sekizde orada olurdu. Aşağıya indi. Park yeri bulamadığından otomobilini sokağın başına park etmişti. Arabasına bindi ve yola çıktı. O hareket ettiğinde arkasında park eden araçlardan birinin farlarını yakıp, kendisini takip ettiğinin farkına da varamamıştı.

Arabasını otelin parkına bırakıp, park yerinden otelin lobisine çıktığında resepsiyon sağ tarafında kalıyordu. Tam karşıda bir set üstünde otelin barı vardı. Sağ taraftaki merdivenler genellikle öğle yemeklerinin yendiği self-servis bir lokantaya çıkıyordu. Karşı tarafta ise daha lüks olan geniş yuvarlak masaların bulunduğu genellikle akşam yemeklerinin yendiği lokanta bulunuyordu. O lokantanın sol tarafında kapalı bir kapı vardı. Ekrem o kapının arkasında ne olduğunu biliyordu. Birkaç defa 30 ar kişilik gruplar halinde orada seminerlere katılmıştı.

Resepsiyona gitti. Orada beklemeye başladı. Ceketinin yakasındaki kırmızı gülün çok komik olduğunu düşünüyordu. Akşam akşam, çiçekçi aramak yerine yandaki apartmanın bahçesindeki yönetici Zeki beyin titizlikle yetiştirdiği güllerden kırmızı olanlardan birini koparıp yakasına takmıştı. Bu sırada resepsiyonun gerisindeki bir adam, telefonda bir numara çevirerek, "Tamam geldi" dedi ve daha sonra Ekrem'in yanına giderek, kendisini takip etmesini söyledi. Adam hızla lokantanın yanındaki kapısı kapalı bölüme doğru gidiyordu. Ekrem, kendisine yetişmek için koşmak zorunda kalmıştı. Kapının önüne geldiğinde Adam, Ekrem'in içeri girmesini söyledi. Ekrem içeri girdiğinde adam arkasından kapıyı kapattı.

İçersi zifiri karanlıktı ve göz gözü görmüyordu. Birkaç saniye sonra ışıklar yandı. Ekremin karşısında eşi ve bütün yakın dostları karşısındaydı. Hep bir ağızdan

- Mutlu yıllar size diye...

tempo tutuyorlardı. O kadar kalabalığın arasında Ekrem'in dikkatini çeken, karısının düğünlerinde giydiği gelinliğin içinde olmasıydı. Kendisi de zaten buraya gelirken tek siyah elbisesi olan damatlığını giymişti. Karısı gelinliğin içinde ilk zamanki gibi yine çok güzeldi. Ekrem hala şaşkınlık içersindeyken karısı yanına gelerek, yanağına bir öpücük kondururken, tatlı bir gülümsemeyle "Bundan sonraki evlenme yıldönümlerimizi unutmazsın herhalde" diyordu. Ekrem de, bugünkü evlenme yıldönümünü unutmadığını eve döndüklerinde sehpanın üzerinde bıraktığı tek taş pırlanda yüzüğü karısının parmağına takarak ispatlayacaktı.
 
Toplam blog
: 974
: 3444
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..