​ Tarikatlar ve tarikatçıların öfkesi... / İnançlar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '08

 
Kategori
İnançlar
 

Tarikatlar ve tarikatçıların öfkesi...

Tarikatlar ve tarikatçıların öfkesi...
 

www.kenthaber.com/.../2004/12/17/imperiaflex.jpg


Tesadüfen bulunduğum bir toplulukta birkaç kişi aralarında şeyhlerden ve müridlerden söz ediyorlardı. İçlerinden biri şeyhin dergahına nasıl yardım yaptığını anlatıyordu. Eskiden beri tarikat, şeyh ve murid kavramları bana itici gelmiştir. Dayanamayıp adama "Ben de bir tarikat kurayım oraya da yardım et" deyince oradakiler "Sen bizimle dalga mı geçiyorsun? Bu çok ciddi bir konu" diyerek kendilerine göre bana açıklama yapmak ihtiyacını duydular.

Efendim, şeyhler mübarek adamlarmış, bunların dergah dedikleri evlerinde isteyen yemek yer, isteyen de gece kalırmış. Muridler buraya düzenli olarak ayni ve nakdi yardım yaparlarmış. Şeyh de kendilerine bu dünyada dua etmesinin yanında, yarın ahirete göç ettiklerinde muridlerini etrafına toplayarak onlara şefaat edecekmiş. Hatta içlerinden biri şeyhin çok önemli yetenekleri olduğunu, ikinci katta otururken biri alt katta olanları görebildiğini söyledi. (Kamerasız tabii ki). Şeyhler öldüğünde ise yerlerine oğulları geçermiş. Bunları duyunca aklıma, şeyhlerinin duasını almak için Anadolu'nun birçok yerine yolculuk yapan tanıdıklarım geldi.

Ben kendilerine Allah ile kul arasına kimsenin giremeyeceğini Allah'ın izni olmadan da kimsenin şefaatte bulunamayacağını söyledim ama bu kişiler şeyhlerine toz kondurmuyorlardı. Yeri gelmişken, Diyanet'in internet sitesinden aldığım bazı ayetleri burada hatırlatmak istiyorum.

Bakara suresi 123. Ayet

Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yarar göremeyeceği günden sakının.

Bakara suresi 255. Ayet (Ayetül kurs-i) nin bir bölümü

İzni olmaksızın onun katında kim şefaatte bulunabilir?

Geçmiş bir dönemde halkımızın dini duygularını istismar ederek, padişahlar gibi yaşayan kişilerin foyalarının nasıl çıktığına bir dönem televizyonlarda tanık olmuştuk.

İslamiyette tarikatlara tasavvuf döneminde rastlıyoruz. Vikipedi ansiklopedisine göre tarikat "Aynı dinin içersinde birtakim yorum ve uygulama farklılıklarına dayanan, bazı ilkelerle birbirinden ayrılan Allah'a ulaşma ve onu tanıma yollarından biri" olarak tanımlanmaktadır.

Ancak tarikatların ortaya çıkışı ilginçtir. Buna bir örnek vermek istiyorum.

Kuran-ı Kerim Secde suresinin 7-10 uncu ayetleri şöyledir.

O ki, yarattığı her şeyi güzel yaptı. İnsanı yaratmaya çamurdan başladı. Sonra onu şekillendirip, ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duyguları yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

Bu ayete göre insan ruhunun, Tanrı ruhunun bir parçası olduğu, Tanrı bir okyanus ise insan ruhunun bir su damlası olduğu düşünülebilir. İşte bu düşünce içersindeki Hallac el Mansur, bir toplulukta herkesin içinde "Ben Tanrıyım" demiş, akabinde ise hemen orada öldürülmüştür. Bunun üzerine bu derin düşüncelerin herkesin içinde tartışılmayacağını anlayan tasavvuf alimleri bu tartışmaları kapalı kapılar ardında yapmaya başlamışlar ve islamiyette tarikatlar bu şekilde doğmuştur.

Tasavvuf dönemindeki tarikatlar tamamen Allah sevgisine yönelikti. Bu konuda en büyük eserleri de Mevlana vermiştir. Bu dönemde tarikatlara ancak aynı düşünce paralelinde olan insanların kabul edildiği, ve buraya girmek isteyenlerin belli aşamalardan geçmesi gerekirdi.

Tarikatlar sadece İslamiyette yoktur. Hıristiyanlarda çeşitli amaçlarla kurulmuş bir çok tarikat vardır. Örneğin:

Templar şövalyeleri ya da İsa'nın yoksul şövalyelereri: 1191 de Kudüs'te Hıristiyan hacıları kormak ve Müslümanlarla savaşmak için kurulmuş bir tarikat.

Fransivken tarikatı: 1209 yılında İtalya'da Assisili Ermiş Francesko taraından kurulmuş, yoksul bir yaşam sürmeyi ve tevbe etmeyi öngören tarikat.

Ülkemizde 12 Eylül 1980 den sonra sivil toplum örgütleri kapatılmış, ancak hiçbir yerde kayıtları bulunmayan tarikatlara dokunulmamıştır. Türkiye'de ne kadar çok tarikat olduğunu ise Necmettin Erbakan'ın başbakan olmasından sonra, başbakanlık konutunda tarikat başkanlarına verdiği yemek sırasında öğrenmiştik. Davetlilerin hepsi başbakanlığa son model Mercedes'lerle gelmişlerdi.

Şu an için ülkemizdeki tarikatların amaçları acaba muridlerine Allah sevgisini aşılamak mıdır? Yoksa onları soymak mıdır? veya bilmediğimiz başka bir amaçları var mıdır?

Aklıma bir soru daha geliyor.

Bu tarikatların desteklediği siyasi görüş acaba hangisidir?

 
Toplam blog
: 974
: 3444
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..