- Kategori
- Futbol
Trabzonspor-Bursaspor maçından notlar

maçtan bir an..
Bilgisayar oyuncusu!
Broos takımla fazla oynuyor, hem maç öncesi, hem maç sırası; bir maç Egemen bir maç Giray oynuyor, ikinci yarıya Selçuk ve Barış’ı oyundan alarak başladı; ikisi de kötü değildi, takım kötüydü, hatta ikisi de takımdan iyiydi. Yanal, geçtiğimiz sezon fazla sabırlı ve ısrarcıydı: ısrarın meyvesini yediği gibi, tokadını da yedi; ısrar, bir oyun istikrarı getirmişti. TS’un şu an en büyük sorunu bir oyun istikrarına sahip olmaması; geniş kadro iyi bir takım için iyi; ama, iyi bir takım olabilecek bir takım için bir risk, işler biraz ters gidice, Barış çıkıyor, Engin giriyor, Selçuk çıkıyor, Umut giriyor; bu, oyuncuların alışkanlık kazanmasına engel bir durum; geçen sezonki alışkanlık önce galibiyet, sonra mağlubiyet alışkanlığıydı; geçtiğimiz yıl fazla olan, bu yıl eksik; oyuncuların ne oynayacaklarını bilmez görünmelerinin altında bu yatıyor. Broos'un, artık kadro istikrarını yakalaması gerekiyor, yaşı gereği, bu durum Song için istisna olabilir. Maçın sonucu, o an için istediği gibi olmasa da, analizine güvenip oyununda ısrar etmeli. Bu, bir bilgisayar oyunu değil, oyuncuların birbiriyle ve taktikle olan uyumları için biradalık ve ısrar şart: bunu sağlamanın yolu da sabır. TS’un yıllardır yaşadığı şampiyonluk hasreti, yöre insanının sabırsız doğasıyla açıklanabilir; sanırım, bu “doğa”, Broos’a da sirayet etmiş; ya da ettirilmiş.
Bozmamak üzerine bir oyun!
Yanal’ın oyununda rakibi bozmak öncelikliydi; Yanal Trabzon’da bu nedenle istenmiyordu; çünkü gol oyunu oynamıyordu, savunuyor, golü düşünmüyor, kazandığında bile araya sıkıştırdığı ile kazanıyordu, çok maçı böyle kazandılar. Broos ise bozmak değil yapmak istiyor; bunun için yeterli yaratıcısı olmadığı, yani bu oyunu oynamaya uygun malzemeye sahip olmadığı için de, bu, takımı zayıf gösteriyor, rakibi de güçlü.
Bir takım için en iyi oyun düzeni, o takımın en iyi oyuncularına en uygun olan oyun düzenidir.TS’un en iyi oyuncuları Yattara, Collman, Selçuk. Yattara şu an için sakat, kaldı Collman ve Selçuk. Broos’un oyunu bu iki oyuncunun üzerine kurması ve bu oyuncular sakat veya yorgun olmadıkları sürece, bu oyuncuları oyunda tutması gerekiyor; bu nedenle Selçuk'un, ilk yarının ardından oyundan çıkarılması bir hata. Collman'ı sahada kaybeden bir oyun anlayışı da bunlara eklenince, Broos, takımın elini kolunu, kendi eliyle bağlamış oldu.
Colmann, dünkü oyunda orta ikilinin bir parçası olarak görev yaptı; yani bir oyun kurucu olarak; geçtiğimiz yıl Selçuk bu görevi üstleniyordu. Selçuk ise oyunda kaldığı süre boyunca Gökhan’ın hemen arkasında Alex pozisyonunda oynadı; bu seçimler anlaşılabilir; ama Collman bu oyunda kayboldu.Yattara zaten kayıp, Colmann da kaybolursa, o takımın iyi yerleşik savunma yapan bir takıma karşı üretken olmasını bekleyemeyiz. Gabric, futbolu biliyor; ama daha bir numarasını görmedik, düz bir oyuncu, illa ki bir oyuncu oyundan çıkacaksa Gabric çıkarılmalıydı. Barış, Engin gibi oyuncular hiçbir zaman başrol oyuncusu değiller, oyun çinde dakika verceğiniz, zaman zaman yararlanabileceğiniz, "sadece" kaliteli oyuncular; yani etkinlik görevi yanlış oyuncularda. TS, yanlış oyunculardan medet umar durumda, bu, takımın skor yapmasını güçleştiriyor. Yattara’nın sakatlığının geçmiş olması ise bu yönde bir artı.
TS’nin başka bir sorunu fiziki; takım çabuk oyundan düşüyor.
Tayfun alışıldığı üzere, Serkan yorulunca oyuna girdi; bu, TS için bir eksi, dağınık savunmacı olmaz. Savunmacı öncelikle sağlamcı olmalı, kolaylıkla kornere atabileceği bir pozisyonda, kalesine iki metre mesafede, rakip forvet ensesindeyken, topu ayağında tutup, "topu doğru kullanmaya" niyetlenmesi maçı neredeyse kaybettiriyordu.
Sağlam damga!
Bursaspor, maça bir puana razı, denk gelirse üç puan zihniyetiyle çıkmış; zaten oturmuş bir takım, oyuncular birbirine uyumlu, bozmayı iyi bilen bir takım, bu, TS’un zayıf yanı için uygun bir kozdu ve işlerini gördü. Sercan, Turgay, Volkan etkili silahlar; attıkları golde şansın da payı var, yine de, oyunun sonlarında TS’un fiziki düşüşünün cezasını kesmeyi başarabilseler kazanabilirlerdi. Turgay’ı
Sağlam, basit/düz olanı uygulamada başarılı, penaltı vuruşunu bile dümdüz yapardı. Takımları da öyle. İnce iş yapmıyor, ama rakiplere de ince işi kolay yaptırmıyor; dünkü maç, buna tipik örnek.
Hakem Bülent Yıldırım için kolay maçtı; bu durumu hakem yaratmadı, maç kendi kendini idare etti. Bu, oyuncuların kötü niyetli olmamasıyla da açıklanabilir. Giray'ın içinde olduğu ve TS'luların penaltı beklediği pozisyonda oyunu devam ettirmekte haklıydı.
futbolteknik@hotmail.com