​ Yazma işine soyunan okuma işine çırılçıplak soyunmalıdır / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Yazma işine soyunan okuma işine çırılçıplak soyunmalıdır

Yazma işine soyunan okuma işine çırılçıplak soyunmalıdır
 

Günlük bir gazetede ya da bir haber kanalında, şu cümleleri çok sık duymuşuzdur. "Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre yurdumuzda okuma yazma oranı…"

Böyle başlar ve devam eder. Bazen başka bir ülkenin okuma yazma oranından da bahsedilir.

Okuma ve yazma.

Birlikte çok sık kullandığınız iki kelime.

Elbette okuma ve yazma, dar anlamıyla kullanıldığında birbiriyle doğrudan ilgilidir ve okumayı bilmeyen yazmayı, yazmayı bilmeyen okumayı da bilemez.

Örneğin, yalnızca okuma öğreten ya da yalnızca yazma öğreten kurslar yoktur. Okuma yazma kursları vardır.

Ancak bu iki kelimeyi geniş anlamıyla değerlendirdiğimizde ise birbirlerine zıt bir çok durumu da ifade ettiklerini kolaylıkla görebiliriz.

Sahibi olduğunuz tüm zaman fırsatlarını değerlendirerek yani zamanınızı optimum bir şekilde kullanarak sürekli okuyabilirsiniz.

Hiç yazmadan, yeni bir şeyler üretmeden sürekli okuyabilirsiniz. Ancak okumadan yazamazsınız.

Üretemezsiniz.

Yazmadan okunur. Hem de bolca.

Okumadan ise üretilemez.

Yazılamaz.

Okuma aslında yükleme yapmaktır. Biriktirmektir. Biriktirir biriktirir ve ihtiyaç duyduğunuzda da biriktirdiğiniz bu hazineden kullanırsınız.

Banka hesabı gibi.

Okuma işi pasif bir eylemlilik süreci iken yazma işi dinamik bir süreci yansıtır. Yani hayatın bizzat kendisidir de.

Her okuduğunuzda yeni bir şeyler öğrenir ve hatta günün birinde sizi kültür zehirlenmesine uğratacak boyutta bilgi küpü de olabilirsiniz.

Ancak yazıp yeni bir şeyler üretmezseniz özgün fikirlerinizi kitlelere aktaramamış olursunuz.

En iyi okur yarışması belki de şimdiye kadar hiç yapılmamıştır. Çünkü teknik olarak en iyi okur ne demektir onu bile açıklamak güçtür.

Ancak en iyi yazar tanımlanmış bir sıfat tamlamasıdır ve ne anlama geldiğini herkes bilir.

Hiç yazmadan dilediğiniz konuda ve de dilediğiniz kadar kitap okuyabilirsiniz. Ancak hiç okumadan istediğiniz konuda değil yazmak kalem bile oynatamazsınız. Ve en önemlisi okuduğunuz kadar okunursunuz.

Hülâsa, yazma işine soyunmuşsanız, okuma işine çırılçıplak soyunmanız gerekecektir. Yoksa bir gün tükenirsiniz.

Yazamazsınız.

Dolayısıyla bir gün tükenmemek için okumak gerektiğinden, yazamama ihtimâlinin yarattığı korku da bu sayede ortadan kalkacaktır.

Kendisine bu konuda yöneltilen bir soruya ünlü yazar Ahmet Altan bakın nasıl cevap vermiş :

*"Tenorlarda nasıl seslerini kaybetme korkusu varsa yazarlarda da bir gün yazamama korkusu vardır." [1]

Her zaman söylediğimiz gibi cevher okuyan insanın içindedir. Öyleyse yazmasak da her şeye rağmen mutlaka okumalıyız. Otobüste, metroda. Vakit bulabildiğimiz her yerde.

Günde on beş dakikalık okuma olmaz demeyin. Olur. Okuyalım. Üşenmeden. Yığınlardan olmamak, sürüden ayrılmak için.

Sabrın sonu ile

Bibliyografya :

* [1] Popüler Psikyatri Dergisi, Dr.Mustafa Güveli, Her Söz Veren Aldatır mı?, Kasım-Aralık 2002 , Sayı 10, sf. 5

 
Toplam blog
: 269
: 1885
Kayıt tarihi
: 08.01.07
 
 

Kabataş Erkek Lisesi Matematik (1992) Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Mak..