​ Bu Bir Teşekkür Yazısıdır / Blog / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Eylül '07

 
Kategori
Blog
 

Bu Bir Teşekkür Yazısıdır

Bu Bir Teşekkür Yazısıdır
 

Ah İzmir...nedendir, kimdendir, neredendir sana olan bu sevgim, ilgim inan bilmiyorum. Çevremde pekçok insanın içine sığdıramadığı İstanbul bana büyük geldi de o küçük sıcak kollarına sığınma isteği midir, kaybolduğum kendi içimde tekrar yüzeye çıkma ümidi midir bilemedim. Bildiğim tek şey 8 Eylül’den sonra sana olan sevgim ve ilgim daha da arttı. Her an il sınırların içersine girebilir, senin sokaklarında dolaşan, apartmanlarında yaşayan o sıcak güleryüzlü insanlardan biri olabilirim bilesin...

İzmir’de bulunduğum günler içersinde yaşadığım keyfi, güzelliği ve sıcaklığı burada anlatmaya kelimelerin yeteceğini sanmıyorum. Tek diyebileceğim bir şehrin güzelliğinin, insanların güzelliği ve sıcaklığıyla birleşip benim aklımda ve yüreğimde unutulmayacak izler bıraktığıdır. O nedenle de İzmir toplantısının güzelliğini ve keyfini anlatmak yerine ben sadece teşekkür etmek istiyorum. Kimlere mi...

Öncelikle bu toplantıyı düzenlemek adına gösterdikleri tüm emek için sevgili İlyas Bayram ve eşi Sevil Bayram’a, İzmir güzeli sevgili Pelin Kalyoncu’ya ve Canım ablam Sevim Özkan’a...Sadece emek değil sevgilerini, saygılarını ve yüreklerini de kattıkları için belki de bu toplantı bir toplantı olmaktan ziyade bizler için böylesine keyifli bir dostlar meclisi oldu. Teşekkürlerin en büyüğü tabiki onlara...

Sevgili Ahmet Yılmaz, Alaattin Öztekin, Alev Meisel ve Robert Meisel, Celal Çelik, Deniz ve sevgili Bensu ile Bartu, Emre Tekin ve Şener Tekin, Esma Karahan, Ezgi Umut, Feyhan, Harun Deniz, Homeros, Işın Çavdar, İzmir Mavilim, Kendimce, Kuşkayası, Mehmet Eren, Mustafa Gülek, Neşe Evrim, Nihal Yetkin, Nuray, Pirmete, Sibel Önal, Şükrüye ve sevgili oğlu Arda, Tijhal, Tuğba, Üç Nokta, Yağmur Zamanı...

<ı>

Kiminizle yüreklerimiz zaten daha önceden buluşmuştu, sevgimizi pekiştirdik. Kiminizle de henüz yeni tanışma şerefine eriştik. Sizlere de bu mecliste yer aldığınız için, bu paylaşımın bir ucundan tuttuğunuz için ve hepsinden önemlisi yüreklerinizi bana açıp da, o yüreklerde beni ağırladığınız için çok ama çok teşekkür ediyorum. Sizi tanımak, varlığınızı bilmek inanın çok güzeldi...

Sevgili Sabiha Rana’ya, Serap İnce’ye ve Yekruseha’ya da hediyeleri ve en önemlisi yüreklerini yolladıkları için ayrıca teşekkür etmek istiyorum...

<ı>“Günlük yaşamın o ağır koşuşturmacasında yaşanan gelişigüzel, sıradan paylaşımlara benzemiyor burada paylaştıklarım. Baştan savma değil, çelişki yok. Ben olduğum gibiyim, sıradan, gayet rahat...aklımda ve yüreğimde olanı dile dökerken kendimce, hoş göreceğinize emin, arsızca zamanlarınızdan çalıyorum. “Bana ayırdığınız bu bembeyaz sayfaya yazarken...”diye başlamak istiyorum ilkokul zamanlarında hatıra defterlerimize yazdığımız gibi. Ve her cümleden sonra isteyene istediği kadar benden bir parça, bir söz, bir his bırakıyorum. Gizli bir tanıklık yapıyorum buradaki yaşamlar arasında, tutulması gereken sırları saklayıp, konuşulması gerekenlere sözümü iletiyorum. Kendi yaşamımın ayrıntılarına gizli tanıklıklar arıyorum. Okuyorum, yazıyorum, yaşıyorum. Ben burada olmayı gerçekten seviyorum...”

Milliyet Blog’dan 23 Şubat tarihine ait bir yazımda böyle bahsetmişim. Şimdi 7 ay geçmiş üzerinden ve düşünüyorumda ben hala okuyorum, yazıyorum, yaşıyorum. Zaman zaman yanlış anlaşılmalar yaşansa da, istenmeyen kırgınlıklar oluşsa da herşeyin istedikten sonra çözülebileceğine inanıyorum. Ve ben hala burada olmayı çok seviyorum...

Peki ya siz...


* Sevgili İlyas Bayram ve eşi sevgili Sevil Bayram’la canım ablam Sevim Özkan ve sevgili eşi Muharrem Özkan yürekleri dışında bana evlerinin kapısını da açtılar. Onlara ayrıca teşekkürü borç bilip sevgi ve selamlarımı iletiyorum.
**Toplantıya gelemeyip de benim yüreğimde ayrı yeri olanlara da sevgilerimi ve selamlarımı iletiyorum.
***Resim: Celal Çelik (yav ben hala bilgisayara aktaramadım ne yapayım )

 
Toplam blog
: 246
: 980
Kayıt tarihi
: 27.01.07
 
 

30’ lu yaşların ağırlığında geçiyor artık yaşam ama teğet geçerek, ama kurcalayıp didikleyerek...İst..