Yaşamaktır sana yazmak;Ölmektir olmadığın her yerde... Denize karışıp... ve bazen denizin kendisi olup, Bulunduğun kentin kıyılarına vurmaktır.Hiç olmad..
Hangi pencereyi açsam, SEN doluyorsun içeri. Bir bahar yeli gibi Bir bahar yağmuru gibi Yağıyorsun Esiyorsun üzerime üzerime... Nesin sen bilemedim ki Adın
Bahardı... Küçüçük odada sadece ikimizdik. Pencerenin önündeki iskandinav koltukların üzerine oturmuş karşılıklı konuşuyorduk. Açık pencereden içeriye hafif ılık bir rüzgar ..
Esprili ve çok komik bir adamdı. Olmadık bir anda espri yapıp onu kahkahalara boğuyordu. "Cem Yılmaz gibi adamsın" demişti bir keresinde kahkahalarının arasında. " o kadar komik miyim hakkaten" demişt..
Onları hep, yazdığımız şiirlerde, yazılarda, resimlerde kullanıyoruz daha çok. Yakınlarımızda bir yerlerde oldukları zaman görmüyoruz... Yürürken telaşla yolda, yanlarından geçiy..
Mart ayıydı ve kar yağıyordu. Yağan kardan göz gözü görmüyordu.Toprak görünmez olmuştu.. Ağaçlar dallarını, elektrik telleri kendini yerlere salmıştı.Tabiat boyun eğmiş..
Soğuktu içerisi, ayaklarım, ellerim buz tutmuştu.Biraz olsun ısınmak ümidi ile yerimden kalkıp sobanın yanına gittim.Lanet olası soba da yanmıyordu ki. Ancak kendisini ısıtabiliyordu. Ell..
Hırsızlık... arsızlık... huysuzluk... ne kadar benziyor birbirine dizim olarak.. arsızlık.. hırsızlık gibi bişey. Sevgi arsızlığı, sevgi hırsızlığı, huysuzluğu benzer birbirine. Başkalarına ait ..
"İç" diyerek elindeki bardağı sağdıcının ağzına dayadı.. Ve bir dikişte içmesini sağladı böylelikle.Yüzüne acı çekiyormuş hissini veren, bir ifade geldi. Kafasını iki yana salladı. Gözleri..
Karanlık nedir ki? Ya, mum yakarsın, Ya, bir el feneri.. Ya da bir kibrit.. Aydınlığa kavuşursun.. Ya hiç bir şekilde kavuşamazsan aydınlığa... ya işe yaramazsa hiçbiri? ..
"Ben; hiç yalnız kalmadım... Kalabalık bi ailede yere atılan yataklarda Yan yana, baş başa, el el..