Bu yazımı yarın 7. yaşına basacak olan biricik oğlum Uzay Luzardo’ya hediye ediyorum... ‘Makro’larımızın büyüklüğüncedir ‘mikro’larımızın sonsuzluğu; biri aklımızda bü..
Fikret’in evinin yolu ruh hâline göre ikiye ayrılıyordu. Biri gizli saklı tenha arka sokaklardan, diğeri semtin nabzından, kıble kalabalıktan geçerek son buluyordu. İzlenim yorgunu olduğu günler, g..
Sonunda Fikret ana dolu bakkalıyla, beş vakit cami yolunu aşındıran, elleri belinde kavuşuk hacı dedesiyle, yarım kalmış inşaatıyla, gözlerine gece çökmüş, elinde ve kucağında ço..
Fikret artık hem yaşadığı yeni dünyasına hem de yeni dünyasının insanlarının ‚o’suna ‚bu’suna alışmıştı. Oldukça büyük ve ahşap bir evin bir katının mutfağını, banyosunu, tuvaletini..
Rüya “Haydi, kanatlarını çırp! Haydi, çırpsana! Bak şuna yaaa, hâlâ aval aval yüzüme bakıyor! Çırp şu kanatlarını artık!” dedi karanlıktan akıp gelen bir ses.“Ama benim kanatlarım yok ki, ..
Hepimiz, ya gerçekten, ya yalandan, ya havadan sudan ya da şöyle ‚aaah, aaah’lı, en az bir kere olsun ‚ah şu başıma gelenler!’ diye ya etrafımıza ya da kendi kendimize yakındığımız olmuştur..