Bir paket sigara almaya çalışıyorum ama aldığım uzun bir nasihat oluyor. Bu garip bir adam. Marketin sahibinden söz ediyorum. Gerçekten garip biri. Ona bir paket sigara istediğinizi ya da naneli sakız..
"Anne lütfen bırak beni şu kitabı okuyayım. Gitmek istemiyorum yahu, zorla mı?" Annem öyle kararlı ki, benden "Peki peki tamam geleceğim." cevabını almadan omzunu dayadığı kapıdan ayrılmaya niyeti yok..
Dolu taraf: Sinemadan çıkmış yürürken ve koyu bir sohbete dalmışken gökyüzünün yıldız denizi olduğunu farketmek, hiç beklemediğin bir anda uzatılan bir bardak demli çay, uzaklardan bir yerden gelen be..
Hayır hayır beni yanlış anladınız. Thomas Hardy'nin "Çılgın kalabalıktan uzak" adlı kitabından söz etmeyeceğim. Kaldı ki o kitabı henüz okumadım bile. Henüz... High Fidelity adlı filmde eski sevgilile..
Bir kedi yavrusu...Mutfak penceresini açık bırakıyorum. Dışardaki ılık bahar gecesi eve, odalara, yüzlerimize dolsun istiyorum. Annem pencereden kedinin gireceğini söylüyor. Gözlerim bir tabak içi..
Çığlık çığlığa bir kızlar korosu iki katlı evin üst kat balkonuna bakarak bağırıyorlar. Ay kedisi apar topar dışarı çıkıp neşeyle el sallıyor. Yüzü öyle beyaz ve yuvarlak ki tıpkı aya benziyor. Kedi g..
Bu bir adaptasyon sorunu. Evet. Uykudan uyanıklığa, geceden gündüze, rüyadan gerçeğe geçerken o karanlık arafta bir süre durup beklemem, ardımda bıraktığım gerçek olamayacak kadar tuhaf rüyalarla beze..
Neden bilmiyorum ama ne zaman beni asık suratlı görse birden bire yüzü ciddi bir hal alıyor ve cümleleri başka birilerinin cümlelerine dönüşüyor. O andan itibaren bir insana değil de, üzerinde, bağdaş..
Çok tuhaf bir rüya gördüm. (rüyalar genelde tuhaftır zaten. En azından benimkiler öyle.) Şöyle bir sahne ile başlıyordu rüya; Ben büyük bir yalının önünde duruyorum. Üzerimde pamuk prenses kıyafeti va..
Ve sessizlik boş bir kağıt gibiydi. İnsanlar o boş kağıdı istedikleri hikayelerle doldurabileceklerini, o hikayelerle kendi günahlarından arınabileceklerini sanıyorlardı. Oysa o kağıtlar üzerinde aslı..