Şimdi son sakarlığımı sizlere bildirmek üzere blog yayınına kısa bir süre için ara vermek istiyorum. Ünlü “Sakarlık Tarihim” yazı dizisi için yeni malzemeler toplamak konusunda hiç bir fedakarlıktan k..
Beynimde iki farklı kişi vardır benim. Yoo ! Ben tabii ki şizofren değilim. Kendimi bildim bileli bu ikiliyi tanıyorum; duyuyorum. Birbiriyle sürekli kavga edip duran, bir türlü aynı fikirde buluşmay..
Burnumuzun ucunu göremiyorken… Karanlıkta el yordamıyla elektrik anahtarını arıyormuşçasına ellerimizi ileriye uzatmış ve parmaklarımızın ucu kaybolmuşken o bilinmezde… <..
10 gün önce “Burnumuzun ucunu göremiyorken” diye başlamıştım sözüme… Bu sabah ise gerçek bir sisin içinden geçerek 1 aylığına görev yapacağım Antalya’nın İbradı ilçesinin Ormana Beldesi’ne ulaştım...
1- Deniz Bakışlı Kadın :Her zamanki öğle yürüyüşlerimden birisinde, minik taş bir merdivenle çıkılan mavi bir kapının önünde durdum. Burada, mavinin çeşitli tonlarında boyanmış kapılar hep farkl..
Önce, gözlerini kapat! Avuçların yukarı bakacak şekilde iki elini birleştirerek öne doğru uzat... Şimdi, seninle bir oyun oynayacağız; hazır mısın? Güzel… Sadece söylediklerime odaklanmanı istiyorum..
Kapının önünde bir anda beliriverdi. Dış kapıdan ne zaman girdiğini anlamamıştım bile. Üzerinde soluk yeşil bir parka, kafasında yeşilli kahverengili, el örgüsü bir bere vardı. Yaklaşık 50 yaşlarınday..
Artık evimdeyim… Antalya’ya döndüğümde, bir dönüş yazısı yazmayı, daha 1 ay öncesinde tasarlamıştım aslında. İlk cümleme de “Nihayet!” diyerek başlayacağımı sanıyordum ama fena halde yanılmışım. E..
Onlar… Birer birer gittiler yaşamlarımızdan… Ani çıkan bir rüzgarın savurduğu yapraklar misali, teker teker koptular tutundukları dallardan. Yaprak dökümü hep vardı aslında. Yok saydık; gözlerimiz..
Saçlarının arasından ince bir kan sızıntısı şakağına doğru akmış ve koyu kırmızı bir leke gibi donup kalmıştı. Kaç yaşında olduğunu kestiremediğim kadın, başını önüne eğmiş, titredikleri fark edilmes..