Bertolt Brecht'in; Galilei'nin yaşamını konu alan bir oyunu vardır bilirsiniz. Hatta Devlet Tiyatroları'nda da oynanıyor. Oyunu izleyenler ya da okuyanlar hatırlayacaktır. Bir sahnesinde şöyle bi..
Hani Yunanlı filozof Diyojen (Diogenes), Atina'da gündüz vakti elinde fenerle dolaşıp, ne aradığını soranlara da " insan arıyorum, insan " yanıtını verirmiş ya. Acaba diyorum Diyojen nasıl bi..
A r a l ı k … Yeniyi aralar kendince Yeni yılıYeni aşklarıYeni yaraları… AmmanAsfalttan yürüsün Aralık, Sevmem, netameli aydır…(*) ** Aşklar ve yaralar ne zam..
Aşk üzerine pek çok şey yazıldı ve çizildi ama, kimse aşkın reçetesini veremedi.Çünkü herkes kendi Leylasını anlattı.... Günümüz insanının yazgısı da, gönlündeki meçhul Leylayı bulamamak ol..
Her yağmur yağdığında; pencereyi açıp, büyük bir hevesle havayı kokluyorum.Nafile bir bekleyiş olduğunu bilsem de; vazgeçemiyorum toprak kokusu almayı beklemekten... Şimdilerde buna bir de d..
Kadın;yapması gerekeni yaparakkapıları kapatmayı başarmıştı “eski hayatı’nın” üstüne… Dudaklarında yarım yamalak bir gülümseme İliştiği taş duvarın üzerindenpoz verdi en afili..
Madem ki; dünyayı güzellik kurtaracak ve bir insanı sevmekle başlayacak her şey.... O halde ne duruyoruz? Ben seviyorsam her şey bahanedir deyip, çıkalım bahaneler aramaya.
Biri köprü yapmış, bini geçmiş o köprüden ama; zordur köprü yapmak, köprü kurmak. Tıpkı köprüleri yıkmak gibi … Cesaret gerektirir…… Hatta cür’ettir… Ve bir köprü kurarken ya da yıkark..
Kağıtçı kadını ilk gördüğümde; sırtında koca bir kağıt çuvalı, ayağında en az beş numara büyük gelen bir erkek botuyla ( belli ki çöpten bulmuş ) ayağını sürüye sürüye ordan oraya koşuşturuyordu...
Düşündüğünüzde; hayat öyle atla deve bir şey değil aslında. Yaş kemale erince, daha iyi anlıyor ya insan neyse… Ve anladığında da bırakıyor hayatı didiklemeyi; kendini çoğaltabilecek a..