Bir akşamüstü gel, yeni yıkanmış avlunun taşlarının serinliği burnumda dolaşırken. Ansızın, birden. İnanmam ama bir şeyi kırk kere söyleyince olur derler ya hani, kırk kere “gel” diye se..
Küçük, normal, kendi boyunda adımlar yetmez bazen. Uzuuuunnn upuzuunn adımlar atasın gelir. Yürüyebilir miyim yürüyemez miyim diye düşünmeden pergelleri açarsın. Duramazsın, yetişmeye, bir şeyleri..