İnsan olmak, biraz da unutmak demektir... “ Seni hiç unutmayacağım” diye ayrılırsınız... Unutursunuz! Unutulursunuz da! Filmlerdeki gibi; vagonun penceresinden belinize ka..
Sarı ışığı ile odayı aydınlatmaktan yorgun ampulün cefasına son veriyorum... Uykum yok... Aralık bıraktığım pencereden eli hançerli, gözü kara, en kabadayı hali ile ayaz g..
Sarı sıcak bir yaz günü... Köyün son evini de geride bıraktıktan sonra etrafını akasya ağaçlarının çevirdiği dar patikadan, inek boklarına ve deve dikenlerine aldırmadan dereye d..
Bir martının gözlerinden bakma şansım olsaydı dünyaya...Kimsenin kimseye hakkı geçmesin’ diye... İnsanlara simit atar, ödeşirdim! Bahar geldiğinde insan toplar, bir su bar..
Hiç aklınızda yokken ve ummazken, en hazırlıksız, en zavallı anınızda, sırf içinizde zamansız çalan, kurmadığınız guguksuz saat yüzünden ayrılırsınız! Mevsimlerden... Günlerden...<..
Ruhuna bile başkalaşır insan... Aynada gördüğü yüzü bir yerlerden hatırlamaktadır fakat çıkaramaz! Adı dilinin ucuna kadar gelir, becerip de söyleyemez... Gölgesine alışkanlıktan selam veri..
Uzaktan bir gemi geçer... Yanımdan kuyruksuz kedi, üzerimden martı... Yorgunum be canım, iş çıkışı iki kadeh attık mahalleden çocuklarla... Saat geç oldu, ben istemem amma birazdan..
Sen, bir şey istersin... Yaparım... Yaptım diye; Ben, bir şey isterim... Yaparsın... İkimiz de iyi hissederiz sonra... Âşık olduk zannederiz... Yapamayana..
Mevsimlerden; sonbahar... Aylardan; eylüldü... Deniz uykuda, aslan sütü limandı! Masada bir parça beyaz peynir, samanda pişmiş domates, bir dilim de kavun vardı... G..
Geceydi… Ay yoktu ve gökyüzü bulutluydu… Serindi… Midyeci tezgâhı toplamış, pamuk helvacı eve gitmek üzereydi… Balık lokantasının iki masası kalmıştı ve garsonlar sü..