Uzun süredir yazmayı düşündüğüm konuydu, zaman zaman başka açılardan, başka vesilelerle ele almadım değil ama bir kez daha ve bu defa görmeyi de katarak ele almak istedim. Hem zaman zaman hatırlamak..
Ellerin, ellerin ve parmaklarınBir nar çiçeğini eziyor gibiEllerinden belli oluyor bir kadınDenizin dibinde geziyor gibiEllerin, ellerin ve parmakların Sezai Karakoç’un Mona Roz..
O gelirmiş gibi, dönmüş gibi yapmaların yok mu, hele de her defasında daha da güçlü terk edişlerin, her defasında daha da güçlü dönüşlerin sözlerinden… O sevmiş gibi, seviyor, sevecekmiş gib..
Ucuz romanlar gibisin, hani şu çalakalem yazılmış, anlık, ne idiğü belirsiz, yazmış olmak için yazılan. Sanırım, Allahın telaşlı bir anına denk geldin, yaratmış olmak için yarattı sen..
Erkeklerin hastalıklı saplantılarını kadınlara mal etmekten öte gidemeyen Freud un etkisinde kalınışın sonucu mudur bilemem… Erkeklerin tümü Freud’dan haberdar olmadığına göre ya da derinlemesine..
Sevinemiyor insan belli bir yaştan sonra… Doğum günleri, yeni yıl kutlamaları eski hazlı mutlanışlarla kıpırdatmıyor yüreği. Yeni bir sayfa açıldı önümde sevinçleri sarmıyor yüreği artık… ..
GÖZLERİNİ BÜRÜYEN O HIRS BİR GÜN SÖNER! AŞKIMI GERİ ALDIM AFFET! Düşünmesem, çıkarabilsem aklımdan, seninle örülmüşlüğünden çözebilsem rüyalarımı… Sen mi geldin? Kaderim mi çağırdı..
Ben bu seni mi sevmişim yıllardır?... Heyhat… Nasıl da boşa geçmiş bunca yıl seni özleyerek… Şimdi ne kadar da anlamsız geliyor sana yazdığım onca mektup. Öylesine terssin ki önce terk ettin s..
Hani diyorum bir mucize oluverse… Bu gece bayramlık elbisemi koysam başucuma, üzerine de yeni çorap ve ayakkabılarımı… Uyku tutmasa ama ertesi günün hayalleri eşliğinde uykuya yenik d..
Dostum, eski bir dostum: Yapma Allah aşkına… Sana ne Amerika’da bilmem ne olmuş, bilmem hangi ülkede birileri ölmüş, birileri işkence görüyormuş… Apartmanında, mahallende bir şeyler..