Ey sonbahar... Yanlış, yanılmış yalnızlıklar mevsimi... Kanamış ilişkilerden başladı yas tutmuş ayrılığımız...Bir anarşist en sevdiği renge boyamış içi paslanmış yüreğimi, sürekli bir matem ..
"Öyle bir gülümse ki; gülüşün tutklansın... Bakışın yasaklansın. Dağlar, dağ olmaktan utansın."Dağlar! Dağ-lar kanatır yüreğimizi.. "Oy Dağlar, yalçın dağlar, dumanı hırçın dağlar.."
Can kırığı bir sancı içimde... Vakitsiz gelen bir yağmur oldun. Bırakıp selini ardına bakmadan gitmeye hazırlanıyorsun şimdi.Biliyordun, anladın sende çünkü erkendi buluşmamız için....Üstelik..
Bu daha başlangıç Ayşem!Daha kaç dem pazara sürülecek umutların... Daha kaç dem kanayacak düşlerin...-"6 yaşımda büyüdüm..." diyeceksin yıllar sonra...-"6 yaşımda ailemin açlığını doyurmak..
"Renklerin gizeminde minik mutluluklarla yaşamı tüketiyorum." demişti bir arkadaşım.Yaşamı tüketmek...Hepimizin yaptığı bu değil mi?Şöyle bir bakın uzaktan kendinize, ne görüyorsunuz?..
Yalnızlık ahım var sen de.Sevgilim olurdun tarifin mümkün olsa. Kangrenleşmi bir yara mı yoksa yar gülümseten gül mü olduğuna karar veremedim. Yalnızlığım... ah yalnızlığım... Söylesene ne yapacağ..