Keşke, mektubuma canım deyip de ardından ismini zikrederek başlasaydım… Yapamadım; bilirsin ki asla riyayla işim olmaz. Zira beraber geçen o güzelim yılları, elinin tersiyle ittiğin gü..
Ne dudaktan dökülen kelimeler; ne de gösterişten öteye gitmeyen hal ve tavırlar. Hatta ve hatta hiçbir duygu belirtisi göstermeyen donuk bakışlar… Günü birlik yaşanan ve bitmeye mahkûm yala..
Mantığı ve duyguları sürekli çelişen biri olarak diyorum ki: Korkmayın sevmekten… Tabii ki hemen yanlış bir manaya da vakıf olabilirsiniz. Herkesi mi, kendimizi mi yoksa sadece aşık olduğum..
Bir kez daha dünyaya gelme şansım olsaydı, hayattaki en duyarsız, en katı kalpli ve en acımasız insanı olmayı yeğlerdim. Yıllar evvel, çok sevdiğim bir büyüğüm bana aynen şöyle demişti..
Dipsiz bir deniz, uçsuz bucaksız bir gökyüzü yoksa imkansızı istemek mi? Varlığını tamamlayan yoksa eksikliğini ilk kez duyumsanan bir olgu mu? Hani öncesi olmayan ve sonrası onsuz müm..
Tüm iç ve dış sesler sustu artık. Ve hiç olmadığı kadar dominant bir tavır sergilemekte mantık. İyi hoş da bu güne kadar nerelerdeydin, ey mantık denen bilinmez? O bilinmez ki; ka..
Mutluluk nedir sizce, nedir hadi beyan edin fikrinizi büyük bir samimiyetle. Korkmayın, başbaşayız şurada… Ah, tabii kişisel olarak ne desek boş değil mi. Ön görüler varken toplum..
Ritmik bir şekilde tempo tutmakta alfabede kaç harf varsa. Adeta bir husumet yaşanmakta aralarında. Heceler arasında kıyamet kopuyor. ‘’Sevgi’’ sözcüğü isyanlarda. Sürekli mızmızlanıyor. Unutulmakt..
Bugüne değin, neyin kayda değer olup olmadığına karar verenler, hep benim haricimdekiler oldu. Gidişat tamamen benim dışımda gelişti zira. Ta ki, yazmaya başlayana dek. Bu yüzden de, yazmak inanılm..
Bir günün anatomisi belki de gün sonundaki iç hesaplaşmamız. Kim ya da ne olursa olsun üzerimize düşen esintisi hissettiğimiz duygular. Belki naif bir dokunuş ya da belli belirsiz bir tebes..