Güzel, güneşli bir öğleden sonrasıydı o gün… Bu güzelliğin tadını çıkarmak istercesine, boyunu daha da uzun gösteren, sivri topuklu ayakkabılarıyla edalı edalı yürüyen kadın da güzeldi. Keyfi yerindey..
Sigara içmiyordu, ama masayı temizleyen çocuktan isteyip yakmıştı bir tane. Beceriksizce içerken, dumanı gözüne kaçtı. O farkında bile değildi ve farkına varmakta geciktiği, yüreğini acıtan bir başka ..
Sıla telefonu açtığında, arkadaşı heyecandan öyle bir konuşuyordu ki, ne dediğini anlayamadı bir türlü. “Dur biraz, sakin ol, hani internetten yazacaktın” deyince, arkadaşı olabildiğince sakin bir ..
Deniz yine heyecanla bir şeyler anlatmaya çalışıyordu Sıla’ya. Ve Sıla, “Yarın buluşacaktık zaten, o zaman anlatsan olmaz mı?” der gibi dinliyordu. Ama birden kendine geldi. Bu kız gecenin bu vakti..
Havaalanından Poyraz’ın evine doğru giderken, Deniz hala inanamıyordu. Rüyada mıydı, yoksa gerçekten kendi yazdığı bir masalı mı yaşıyordu, bir türlü karar veremiyordu. Poyraz neden iki gündür aram..
Sabaha, Poyraz'ın kollarında uyanmak… Gül kokusuna uyanmak… Sahi açık kalan camdan mı geliyordu gül kokusu, yoksa bir ara üşüyüp de iyice kucağına sokulduğunda hissettiği gibi, gül kokan Poyraz'ın ..
O akşam, yapmayı planladığını yapamamıştı ve canı çok sıkılmıştı çok… Ama… Çalışıyordu. Bu yüzden hafta sonu, evle ilgili işleri daha bir yoğun oluyordu sanki. Neyse ki bu cumartesi yapılması ger..
Gecenin ilerleyen saatinde telefon çaldığında, koltuğa uzanmış film izliyordu Nermin. Sırası mıydı şimdi! Arayanın Kenan olduğunu anlayınca sevindi. Yıllar öncesine dayanıyordu arkadaşlıkları; dört yı..
Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, pireler tellal iken develer berber iken, ben anamın babamın beşiğini tıngır mıngı..
“Rivayet odur ki zaten o bir denizkızıymış. Bazı gecelerde saçlarında yakamoz pırıltılarıyla onu gördüğüne, hatta ardından mavi gül kokusu duyduklarına yemin eden balıkçılar bile olmuş.” Rivayet değ..