İskenderun uyanmaya başlarken insanlar okuluna giden öğrenciler, memurlar, bakkaldan sabah ekmeği almaya gelenler, işine gitmek için otobüs bekleyenlerdi. Altı apartmanın bir arada olduğu yer..
Işıkların aydınlattığı sokakta sis tabakası içine gireni gizemlere götürüyordu. İnsan adeta bir adımdan sonra kayboluyor ve bir daha görünmüyordu. Caddede yürüyen insanlar bundan şikayetçi değildi...
Yol çok uzaktı. Güneş ufukta kızıllığını gülümsüyordu. Birileri uyumakta olan güzelliğin yolunda ilerleyip güzelliğin çarşılarından geçip güzelliğin, insan seslerini, araba seslerini duymak özlenen..
Güneş yeni doğmak üzereydi. Hava serindi. Serçelerin cıvıltısı her taraftan duyuluyordu. İki katlı evin balkon kapısı açılmıştı. Kapı bir süre öylece bekledi. Sonra odanın penceresi de açı..
Yıl bin sekiz yüz kırk beş. İstanbul sabaha yeni kavuşuyordu. Bakkal Süleyman dükkanını henüz yeni açmış. Hava soğuk. Dükkanın içi dünden kalma ısı ile biraz sıcak. Raflarda bakliyat dizil..
Ne kadar da değişmişti. Şurada iki dut ağacı vardı. Onları bile kesmişler. Çöp tenekeleri nerede. Eğik büğük, boyası dökük çöp bidonları. Kediler bile yaşamıyor artık. Zavallı kediler. Çöpe dökülec..
Havai fişeklerin ardı ardına gökyüzünde parladığı bir şenlikti. İnsanlar parkta bir araya gelmiş coşkularını paylaşıyordu. Alkış ve tempo tutuyorlardı. Gecenin curcunasına hemen yanda lunaparktaki ..
Kapı zili çaldı. Gelen kocasıydı. “Hoş geldin Sami.” Sami “Yemek hazır mı?” “Hazır hemen geliyor.” Kapı ‘pat pat‘ yeniden çaldı. İlker’di gelen. “Anne T..
Serin bir rüzgar otların kokusunu uzaklara doğru taşıyordu. Tepeleri aşan koku aşağıdaki sürülere ulaşınca koyunlar hareketlendi. Çoban sürüyü beş köpeği ile idare ederken zorlanıyor, koyunların sa..