Günler günleri kovalarken bitmez tükenmez sabra bir yere kadar dayandı. Onu amacından beklemekten çok karşılaştığı vazgeçilmez bir fırsat alı koydu. Beklemek onun için bir zevkti. Belki ark..
Akşam lojmanların ışıkları renkli siluetteler. Sesler geliyor oralardan. İnsan sesleri. Kimileri balkonda. Oturmuş demlediği çayını yudumluyor. Bir bardağın içinde kaşık sesi. “Çın çın çın.” Çayı ..
Sabah serin ve rüzgarlı olunca her şeyin tadı başlıyor. Sıcaktan bunalmış insanların böyle bir mehtabı özlemesi kadar doğal bir şey olamaz. Güneş ışıklarının yüzüne vurduğu vakit uyanan Rıd..
Başbuğa ocakta söylediği iki kaş arasında neyin olduğuydu. Zaten sadece o konuşuyordu. Kimsede ses çıkarmıyordu. Galiba masada oturan cep telefonu ile mesaj çekmiş. Kısa bir zaman sonrada onu dışar..
Sokrates’i baldıran zehriyle öldürdüler. Ona yakışmayacak bir ölüm şekliydi. İnsan düşünürken bile tüyleri diken diken oluyordu. İlk yudumda Sokrates kim bilir neler düşünmüştü. Ortaçağ insanı öldü..
Hüseyin yirmi yaşında olmasına rağmen kendisinin çocuk olduğunu büyümesi gerektiğini düşünüyordu. Ailesi muhafazakardı. Haliyle din eğitimini de almıştı. Arkadaşı Ümit’i düşündü. Dinine bağlı, nama..
Işıkların aydınlattığı sokakta sis tabakası içine gireni gizemlere götürüyordu. İnsan adeta bir adımdan sonra kayboluyor ve bir daha görünmüyordu. Caddede yürüyen insanlar bundan şikayetçi değildi...
Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde bir kuş varmış. Kuş her zaman acıkırmış. Karnını ne zaman tıka basa doldursa sanki, karnında bir kurt varmış gibi, midesindeki yiyecekl..
Gönül’ün canı gezmek istiyordu. Çocuğunu da yanına alacaktı. Fikrini Selami’ye söyledi. Beraberce dışarıya çıktılar. Mevlana kültür merkezine gittiler. İçeride semah ayinleri başlayalı bir hayli ol..