Kağıtları topla, yak At ateşe, yansın gitsin kül olsun Benim aşkım sana feda bir gül olsun. Bursa’nın içinde bir garip güvercin Beyaz mı beyaz, üstelik gözleri mavi ..
İşte sabah oldu Çarşılara çıkma vaktidir Çıkıyorum Sokaklar, kahveler, pazarlar Dolanıyorum, Aslında bir keklik avlamak niyetim Tarlalardan yolu düşmüş kente<..
Seni gelinciklerin arasından seçtim Koparttım Yakama taktım Odama getirdim Masamın üzerindeki vazoya koydum Rahat mısın? Ama seni koparttım dalından İnce be..
Tam göğsümün ortasında bir alev parçası Yakıyor göğsümü yaman yakıyor Anlarsan anla halimi ey sevgili Sanki anlarmış gibi yaman bakıyor. Hadi Pınarbaşına gidelim. Söyle ..
Her sabah evden çıkarken Beni karşılayan mor zambak Bu ne zerafet böyle Bu ne koku Yanaklarındaki bu ruj lekesi Bu ne rezalet! Mor zambak Dudakların..
Bu oyunu benimle mi oynuyorsun Gel oynama. Yitirecek hiç bir Kazanacak hiç bir Anılacak hiç bir şey Yok senden başka. Yok bundan böyle anılacak, güven Söz ..
Herhalde şafak sökmektedir saat sabahın 5 suları iki güvercin çırpmıştır kanatlarını karanlıklara cumbalı pencerelerden sardunya, fesleğen çiçekleri sarkmaktadır ..
İki yüzüm var benim biri al bulanık dertli biri yeşil ormanlarda saklı bir yüzüm karlar içinde bir yüzüm kanlar içinde bir yüzüm dökülmüş cüzzamdan bir yüzüm yüz..
Sen yanı başımda Mırıltılarınla ninni söylerken En dişi tavırlarınla O korkunç güzel bakışlarınla Bana bakarken... Ben hiç kanmadım Aldanmadım , senin bakışların..
( İzmir sümüklü, pasaklı bir çocuk gibi...H.Ç. 23.12.2010) Ülen hala mı elin ayağın çamur içinde Hala mı o . oklu derenin kıyısında oynarsın O derede ne bulursun, a be kaknem…