etrak-ı bi idrak türk-i bedlika zenci büyücüler cani kasaplar çerkez cariyeler kar yağsın kanın üstüne çok gülmek kalbi öldürür yüzünün değerini sol..
sarhoş bir hayat kuruyorduk kaybettiğim max jacob şiirlerindeki güzelleri hatırlatıyordun bana avucumda bir lokma rüzgar gibi tutuyordum dün gece ezberimden yü..
bir ören yeri gibiyim uzaklarda acıdan yıkılmış şimdi bu mezarlıktan çıkanları anamın kucağına geri verin kemiklerimi o zaman ürkmüş sulara oluk oluk kan akıtıyorlar..
bakracını denizden doldurup su döküp toprağı yıkarken bir ağaca dayanır bir yolcu gibi erken aşındırır aşkını anlarsa yenilen bir kadın darda kaldığını..
ten zindandır tine elinde yazgının ipliği büker doksandokuzluk tespihe kıl torbama doldurdum saman ile bal kimin mülküne bekçiyiz hal bu hal ..
gözlerimi orada unutmuşum/ben mao ' nun gülüşünde sarhoş bakışlı bir vazonun/bin vazonun zarafeti vardı üzerinde karanlıkta unutulmuş çiçeklerin solgun k..
yeniden başlamak/ sevdiğini düşünmek bitmeyecek deliliklere soyunmak her akşam uyanıp/ seni yani senin zifir saçlarını düşünmek çocukluğunu/ gözlerini gülümseye..
uluğ tengri kara han baktı gökyüzünün on yedinci katından bizim tanrıların tanrıçaların uluğ babası tüm evrenin kaderi ellerind..
Bay Ülgen göğün onaltıncı katında altın dağda altın bir taht oturur tahtı ay ve güneşin..
Ülgen’in oğludur. Göğün dokuzuncu katında oturur. Çok kuvvetlidir tanrı Mars’ın bulunduğu gök katındadır Kızagan Tanrı Şiir