Şimşekler çakarken kulaklarımda, Bir tek güzelliğinin sureti kaldı Gecenin sessiz çığlıklarında.Ay mı , yıldız mı , kadife lacivert mi göğün kumaşı ? Örtüyü çektiğinde altından ,
Gittiğinde, benden de gittin, Bu sapasağlam yüreği sen erittin . Bahar sanırdım soluğunu, Cennet bellerdim kokunu, Bende sanırdım o ıssız ruhunu. Ama artık ıssız olan,
Sarıldım sana simsiyah Baktım gözlerine grimsi bir acıyla Kollarımdan süzülen nedensiz bedenin Beni kara bir inzivaya karıştırdı beklentisiz... GÖKHAN CENKER ..
Güzeldi, güzel olmalıydı, Seni tanımak. Ruhunda temizlenmek Ve durulmak ansızın. Taksim'den Üsküdar'a Her yerde sen varsın baktıklarımda. Bir gülde, bir mavilikte,
Bileklerim hançer kırmızısı bir sensizlikle bağlı Kurtulmaya çalıştıkça yüreğim acıyor Gözlerimden yokluğun damlıyor, Kan pıhtısı bit günahla. . . Gökhan Cenker..
İstanbul susmuş , Gözlerinden yaşlar damlıyor usulca. Vekaleten sarhoşluğunu , Telaşesini miras bırakmış kollarımıza. Sis basmış beline kadar kaybolmak üzereyken. Ve devralı..
Dert aradık yıllarcaKolladık dünyanın bütün yalanlarını.Başımızı eğdik gözyaşlarına boğulurken, Kederden boğulduk nefessiz bir bedelle.Taşların arasında filizlendik..
Tel örgüler çizdi yüzümdeki naif kederleri Gözlerim uzaklara daldı kan pıhtısı bir sendromda Kulaklarımdaki sesin şimdi şarampole yuvarlanmış İki kadeh şarabım kaldı yarısı boş , yarıs..
Eşit kenar duygularla sevgidir azımsanan Yusyuvarlak bir sızıntıdır beynimin fırtınaları Altı köşedir bahtıma vuran talih kuşunun gagası Bedenimin koğuşlarında bir çığlıktır voltalarımı..
Galiba bitti, İçimden gelen aydınlığın cılız süzülüşü. Bebeksi bir gülüşüm vardı, Bir de ölümsü bir dirilişim kaldı. . . İçime sinmeyen bir duvar var önümde Kelebek tozları..