- Kategori
- Şiir
Gece uyurken

Tel örgüler çizdi yüzümdeki naif kederleri
Gözlerim uzaklara daldı kan pıhtısı bir sendromda
Kulaklarımdaki sesin şimdi şarampole yuvarlanmış
İki kadeh şarabım kaldı yarısı boş , yarısı çok mayhoş. . .
Uzaklara baka kalmış bir dede,
Buruşmuş kasketi gibi hatırı sayılır,
Duvarlara çentik atılmış beklentiler gibi merkezî,
Ve altıgen bir uçurtmamdır elimin elinden gelen. . .
Pegasus’un ayakları suda durur elem gibi,
Kaf kef derken sarı dağlarımdan eteklerim yırtılır.
Işıl ışıl bir derya şırıldar lacivert bir patikadan,
Maneviyatım kırık, kusurum lirik olmamdanır. . .
Karakalem gibidir rüyalarım
Ne sanat, ne de birilerine inat.
Kurşun gibi noktalar atarım gözümün titrek yaşlarıyla,
Sallantıda durur tabularımın ters cephesi. . .
Tecavüz edilmiş mal bir intihardır içteki inat
Gece uyurken eteklerinden tutan sessiz ve pis yanılgılarındır.
Zigzaglar çizen sokak taşları kara bir kedinin nankör gölgesidir,
Ne kadar özenle inansan da kederine, kaderden öteye geçemezsin tek şeritte. . .
Evli bir çift hamam böceğinin mesudiyetisin sen,
Yalvardıkça küçülürsün haklı oluşumun altında.
Lalesin; güneşin batışında yakamozlara rivayet edilen,
Ve benim şiirlerimde küstahça kaleme aldığım ta kendimsin. . .
Gökhan Cenker