Sen Sisyphos'un lanetli kayasıOlup düşersin ha bireKalbimin derin koyaklarına... Baktığım her şey gözleri buğuluBir çocuktur.Uzak köy yollarında toz dumanFirari bulutlar kadar..
Yaşamak;Gözlerine inen pırıltılarlaBüyüyen çocuk, Kınalı ellerinde karanfillerleBir genç kız, Dalda çoğalan kiraz, Dağda seken ala geyik, Ağacın köküne akan berrak sudu..
Seni benden uzak kılan;Ne uzak kentlerNe sıra dağlar...Seni benden uzak kılan;Farklı ufuklara bakışımızdır... Her incindiğimde bilirim ki;Sağalacak yaram.Ve ağrısız yara
Kokuşmuşluğun külüyle ısıtma kalbini kalbim, Alazın sırtına vurma hançerleri. Gün gelir hasmın olur bu güzel iklimler, Dal incinir gül solar gözlerimden... Süt kokan göğsüne daya..
Gecenin kıyısında ürkek ve hantal Bir çakal sürüsü koynuna sürüldüğün. İnce bir sızı, ince bir dal inersin Yorgun bir akşamın yokuşundan. Çıplak sözcükler ararsın; Çoc..
Donmuş bir belleğin umarsızlığında boğulursunYaralı bir kuşun düşüşü gibi boşlukta.Kirli bir griliktir yalnızlıklarBir leke gibi yamanmış gövdesinde ömrünün... Herşeye karşın kanat çı..
İçimizde kabuk bağlayan anılarla yaralıZaman boz bulanık sulara evrilir.Sararan her yaprağın kopuşu dalındanYeni bir buluşmanın heyecanıdır şimdi...Toprağın anaç koynunda emlik kuz..
Ayrılıkların tozlu raflarına kaldırınanılar eski bir dost olsun bana…yaşamak ne, sular ne!vakitlerin ihtiyar kollarına sarın beni… Hiç yaşamamış olayım ya daunutuluşların toprağı..
Sigaya çekilmiş renklerden geliyoruz.Adımızı kızıl koydular gökkuşağının taşrasında.Zonklayan şakaklarımızda kaç lavın yangınıKül ayrılıklarla yıkadık sevdamızı veDilimizde kaç yenilgi..
Kapılar vardı güneşe uzaktılar... Kapıp avuçlarında zemherileriyle Düşlerimizi üşüttüler, Seherimize kırağılar üşüştü... Su çürümeleri kuytularda; Trahom gözlü..