Sen de gittin ya... Artık gelmez hayalin rüyalarıma... Yaşanmaz hayat, Çocuksu gülüşler tadında... Sen de üzdün ya... Utanır umutlarım sokağa çıkmaya... Gözyaşlarım akmaz, se..
Öyle ya, vakit geç oldu... Gitmek lazım... Issız bir kasabanın sokaklarında, Umutsuzca seni aramak, Hayallerinle boğuşurken, Yaşamaya çalışmak, Ve her bir güzel şeyi sen s..
Hani sen gitmiştin ya o gece... Ardından bakakalmıştım işte.. Üstelik üzülmüştüm de... Ama söylemedim... Dur demekten acizdim ve Yalnızca gidişindi hükmeden tüm dünyama... Hani..
Ağlayabilmek..Delice…Hatta aptalca…Boşaltabilmek içinde ne varsa…Usulca….Koşabilmek eskisi gibi, Sahipsiz bir sevdanın peşinden, Prangalara aldırmadan…Dönüp ardına ba..
Hadi kalk gel, gecem hasret aydınlığına…Maziyi bırak kalsın kendi karanlığında, Günü, güneşi al, Koş gel gecemin padişah tahtına…Aldırma, bu hayat ben beni bildim bileli böyle, <..
Gelmeli(mi)sin...Gitmelisin…Hiç vakit kaybetmeden, Ardında hiçbir şeyini bırakmadan…Unutmalısın bu yasak sevdayı…Ufacık bir kasabada, Kocaman bir sevda, İki yaralı yürek..
Umduğum sevdalara karlar yağdı…Tatil ettim gülümsemelerimi…Gönlüme giden tüm yollar kapandı…Yardım meleklerim, Kendi inatlarıyla baş başa, Kendi ömürlerinde mahsur kaldı…..
Umuma açılmış namuslar gördüm ben, Güzelliğine inat, Gözüme bir et parçası gibi görünen vücutlar.. Her biri birer bilmeceydi, İçlerinde kırık bir kripteks gizli... Yıkılmış umut..
Hayır aşk bu değil!Aşk incitmez beni, bilirim, tanırım...Ara sıra uğrar bana...Hiç bilmesem, duymuşluğum var, anlattılar ....Sordum, iyi dediler...Bu aşk değil, başka bir şey..
Bunun adı sevda...Çaresi yok, Ağlayacaksın her sabah uyandığında....Günaydın diyeceksin senin olmayan bir vücuda...Özlem dolu iki hatırayla kahvaltını edip, Sarılacaksın sigara..