Az önce bahardan Nerdeyse kış biterken Kimsenin dolaşmadığı sokaklarda El ele yürüdük O gece de Belli belirsiz titredi elleri Bir damla gözyaşı birikti Menekşe gözleri..
Ölmek Susuz tarla kuşları gibi Ilgında Konduğu ilk dalda Denizleri aşan kırlangıçlar Artık uçmayı özlemediğinden Yaşamamak Kör bir ispinoz gibi Acılar içinde ..
Tomurcuklanan diken Nasıl benziyor sana ulaşan yollara Ağaçlar çiçek açmış sen gelmişsin Ay ışığında bir kadın Ay ışığı bir kadın Mektup okuyor. Şurada burada En çok ..
Şehir terk edilmiş kadınlar mezarlığıydı Ne kadar çok örselenirse o kadar çok seven En çok geceleri kabuk bağlamış yaraları sızlardı Kaşımaktan kanatırlardı durmadan Gecenin karanlı..
Tutkundu Söyleyemezdi artık Türküsünü Bırakılmışlığının Yürüdük birlikte Yatıyor şimdi Sessizce Her zaman Sökülmüş bir panayır Yerini andıran Belki de Ya..
Sulardan, kardan yanıyor Üzgün değilim dedi Kendimleyim Sevgice sendeyim Sana doğru yaşadığımı Biliyorum dedi İki satır olsun yazmış Cebinde bir papatya
Ah iyi yürekli ölüm Ne olur dokunma sakın Mutfağın Duvarında işleyen saatimize Bütün çocukluğum Geçti yüzünün minesinde Bir babanın az seven Büyük cüssesin..
Alevlerin Alacakaranlığında Papatya kokan Meşe kokan Keven en çok Ve ölüm Eski kış Kuşlar Sözcükler de öyle Biraz güneş Bir meleğin ..
Eski acıların Özünden içine süzen İçe işleyen Düşen yemişleri Ezercesine Bir sessizlik var Yüzünün boğuk Durgun yanında Gizliyor oysa Denizin v..
bir güzel orda bir gül yüzlü hep orada değiniyor ruhuma o kadar yakın ki bazen bazen o kadar uzak bir gül yüzlü erguvanların yapraklarında gezinen karıncalar ..