gölgeler geziyor etrafımızda görünmeyen kara gölgelerle gözyaşı kokuyor hava görmediğimiz uzak bir ülkede gibi giderek çoğalıyor karanlığın sesi güne..
“ aynı kaderi paylaştığımız asker eşlerine” yaşanmayan mevsimlerle geçti yıllar hasrete sürgün gün değmedi ömrümüze çoğu zaman kolunu t..
/saklanmak için kendini yorma yanarlarken, içlerini görmüyorsun onlar / közü saklıdan geçiyorlar, tozla dumanla hangi tene değerse o bilir ateşi /biliyorsun!/ sonsuz vedâsıyla..
korku, karanlık tarafa dönen yoldur çıkıp koyulmazsan ecel o yolda seni bulur/ çıkamadım kara gölgemin arkasından yüreğimdeki kış öyle uzun sürdü ki ..
bir vakitler uçsuz bucaksız yeşildi dağ, dere tepe saftı/k, su katılmamış süt gibi talihimiz olsun diye yoncanın dört yapraklısını arardık durmadan bir çalının hışmı..
herkes başka görürmüş kendini aynada ve de dünya aynasında durma herşey değişirmiş ondan sebep, ses çıkmıyor elimizdeki taşlardan herkes alıyor nasibini global ısınmadan..
/gittin, bir kuklaya gönül verdin çocuk sen! ellerine barut sinmiş yüreğinden nasıl çıkar ko(r)kusu cennet varken, nedendir bu cehennem! bilir misin, analar nasıl büktü boynunu?/ ..
/güç bende/ der böbürlenirsin ya durmadan! hadi, öyleyse göster gücünü sıkıca kavra parmaklarımı ve yazmaya başla şimdi… bir masal olmasın yazdıkların hep masal dinledik biz çünkü!..
zenginliğe doğmadık lâkin, dik gezdik başımızla/ doğduk doğalı aç gözlü değildik gözümüzü açar açmaz onu gördük dünyamız gibi küçüktü deniz /imiz büyüğüne açılmayı düş..
demire şekil veren ellerin kaybolmayan nasırında gizlenen yoksul sofralarının yarınsızlığıdır görmez bilmezler bulanık bir çayda akan kınasıyla gelinin açık kalmış..