hamaklar kurup kelimelerden sallayıp uyutmadım ki seni ne geçtiyse yüreğimden söyledim hepsini. ..
Nöbet tutuyordu bir mezar taşı, mezarın başında üstüne yazılan birkaç satır yazıyla. ..
gidene midir ayrılık kalana mı? hep gidenin ardından su dökülür kalanın ihtiyacı yokmuş gibi oysa bilmez hiç kimse gidenin, suya karıştırdığı gözyaşların..
gidersen sevdiğim yeni bir mevsim doğar tenimde göz yaşlarım buz tutar avuçlarımda kurur baharlar gidersen; gökyüzü rengini alıp da gider gidersen sevdiğim ..
dur! gitme daha vakit erken bırak beklesin biraz daha ayrılık… ne olur biraz daha oyalan aynanın karşısında rujunu tazele… saçını düzelt… ..
nasıl da telaşa kapılır… başlardı hemen yüreğim. sen daha gelmeden ütü yerlerinden katlamaya kelimeleri. ..
sen içine konuştun bense içime ağladım sen içindeki cümlelerle, bense içimdeki denizde boğuldum ..
çıplaktı her taraf tenim… yüreğim … ay çıkarmıştı incecik saten geceliğini üzerinden yıldızlarsa soyunmuştu bulutlara çırılçıplak koşturuyordu bu gece gökyüzü
durdum! durdu… dur levhasına sarılmış bir çocuk gibiydi aşk, kesişince yollarımız aynı anda, aynı yöne, yol verdik birbirimize… ..
kardelenler açınca sevgili… avuçlarımdan dökülen boz bulanık bir sevgi eritecek yanaklarında donup kalan serçe yuvalarının sessizliğini kimseler bilmeden gel sevgili, ..