Hancıda hasret ayaz, Üşürken ten, İçinde demler alevi. Boğar kendini hücrelerde Sızar içinden doludizgin bin yıllık umut Bir o kadar enkaz, toz duman varken.
Rüzgara es dediğim yerdeyim. Karşımda, Bulutlara yağ diyen dağ. Gelgitlerde düşüncelerim Ağlarını boş toplayan balıkçı hüznüyle Gömülü gözlerim Denizlerin sır ..
Aç, susuz barış güvercini Yetmiyor zeytin dalı Kurşun, barut… her yer şarapnel parçaları Yeryüzü kan kokuyor Sızlıyor burnumun direği Silahlar, silahlar gül ..
Meydanda yemlenen güvercin Vapura akşam güneşi Kordon’da şaraba kırmızı Narlıdere’de nâr olmak nâr Kanadında martının AItı üstü senli şehir düşünde
Düş içinde sen arası bir dilim ekmek bir yudum su yaşıyorum Yanıbaşımda suskun ürkek yaralı yarına keskin bıçak ağz..
“Urfalı şair Nabi'nin fısıldadığıdır: Ne bende sabru sukûn, Ne sende vefadan zerre, İki yoktan ne çıkar, fikir edelim bir kere” Kırptı; benden düşt..
Mumdum Alevimde yok oldum. Üzülme Yanmak için var olmuştum. Çiğdemdim Yolunda ezilmiştim Yollarına ölmek için gelmiştim. ..
Sen bölmeden bir filmin sonu gelse izlerinin düşmediği yolda olsam sigaram gözlerinle tütmese bir damla su bir lokma ekmek kıskanmasa aklımdan geçmeni. kitap..
Gel eğil Çiviye takalım heykellerimizi. Hatırlanan bizden fazla suçlu yok Tel tel kırbaçlanan Sızlamasın sazın teli. İçindeki öfke fincandaki telve köpük köpük<..