bu kadar büyük müydün ki sen ardında bunca boşluk bıraktın sen benim ilk sevdam değildin ama son oldun herşeye inandında bana inanamadın hangi gece sabahla buluşmadı ki
Sonbahar bakışlım mevsimlerden malum olandayız yine aylardan hep Eylül tuhaflığı çıkar bahtımıza ve üryan bir geceye karışır karanlığımız sen sevince başlar nedense ayrılığı..
kördüğümsün fikrimde, çözülmeye niyetsiz açan bir gül, gözyaşlarımla beslenen mavi bir okyanus ömrüme inat, dalga dalga yüreğime asırlık derdin binmiş, soluğu ensemde saklas..
Sen sularını teslim edip buharlara, gökyüzüne giderken bulut olmaya, kokumu alıyor ve yağdığın gibi aynı kalamıyorsun. Zaman geçiyor yeni bir buluta sığınıyorsun. Yağsan da o bulutla deli d..
ey fitnenin sultanı sen Türkü kolay lokma, sahte baharına kanacak cahil mi sandın. dur ve düşün kaç kez yenildin bu topraklarda uyanış diye yutturmaya çalıştığın şu kargaşada ..
Gökyüzüne küstü bulutlar Kuşlar uçmamaya kararlı Güneş daha arsız yakıyor Yıldızlar ayı şahit tuttu yaptıklarınıza İklimlerin dargınlığında dalıp giderken Alamadığınız..
var-yok yolculuğu aynı gül... aynı diken.. aynı koku... aynı renk... evet !mevsimde bahar... yok hiç bir fark.. bütün güller gibi... önce gözü esir alır sonra baygın kokusunu verir...
kağıt mendillere sildiğimiz den beri gözyaşlarımızı işlemeli ve kumaş mendillerin zamanındaki vefaya hasretiz. şimdi kullanıp attıklarımız,geçmişte katlanıp sandıklar da saklanırdı oysa..
ıslak bir veda karşılar beni her gidişimde kurtuluş parkına atılmış bir gururla ince bir yüzük izi bulurum hakaretlerle dolu dolu o çamın altında neye inat edip de git..
hiçbir kelime hatta hiçbir mısra kurtarmıyor izahında dertlerimin hep yersiz yetersiz kalıyor ne zaman ki uçmayı denesem kanatları mı kırık ne zama..