
Daha önce blog üyesiydi Emy adıyla, gitti, şimdi Melinee olarak geri döndü, heybesinde yeni sözcükler biriktirdi.. Yazmanın bir özsavunma mekanizması olduğunu düşünüyor, yaşama içgüdüsünün yönlendirdiği.. Başı ve sonu belli ama nasıl geçeceğini bilmediğimiz bu yolculukta, bilmek, öğrenmek ve tartışmak istiyor... Bazen bilmenin mutsuzluğunun daha fazla olduğuu farketse de...Umudunu canlı tutmanın, uğraşmanın, dostlarının ve paylaşımın yolun sonuna dek azığında kalacağını biliyor...Bildiği bişey varsa, o da bildiklerinin sürekli değişeceği...En fazla zor günlerden öğrenileceğini düşünüyor.Sevinçlerin sabun köpüğü olduğu, uçmadan yakalamak gerektiğini biliyor, bunu pek yaptığı söylenemese de. Antenlerinin, solungaçlarının ya da adını ne isterseniz onu deyin, algılarının biraz fazla duyarlı olduğunu düşünüyor, ama bir korkusu da bunu kaybedip korktukları gibi olmak...Parayı, piyasayı, kapitalizmi sevmiyor, sevmediği pekçok şey gibi bunlarla içiçe yaşamak zorunda. Şimdilik. 5 farklı şehirde yaşadı şimdi İstanbul'da. Tiyatro kurslarına gitti, fotoğraf çekmeyi sevdi, adada bisiklete binmeyi sevdiği kadar...Eğitimin ancak öğrenmeyle mümkün olduğunu, öğrenmeden öğretilemeyeceğini düşünüyor... Her insan ayrı bir dünya ayrı bir öykü ve öyküler toplamayı seviyor...