Yalnızlık, mapushaneye düşsem günlük tek hakkı olan telefondan yıllarca arayacak birini bulamamak gibi bir yalnızlık, parmaklıkların demirden değil, kalemden olması, ranzada değil de şiir yazılı sayfalara kıvrılıp yatmak gibi bir yalnızlık, cılız sokak lambasının aydınlattığı iki kişilik bankta tek kişi oturup uzaklara dalmak, sigaranın genzini yakan acı tadına teslim olmak gibi bir yalnızlık. Bir fırının camekanındaki sokak çocuklarının el izleri gibi bir yalnızlık. Yalnızlık, sessizliğine terkedilmiş bir köşkün bahçesindeki demirlere dolanan sarmaşık gülleri gibi sarıldığın bir yalnızlık. Yalnızlık, çevrende dört dönen bir yalnızlık...