Nescafe, jazz ve kitaplar olmadan yaşayamayanlardanım. Dünyanın sandığımızdan daha büyük ve yaşamın tahmin ettiğimizden daha hızlı aktığına inananlardanım.
"Bilmiyorum" kelimesini kullanmaktan nefret eden birisi olduğum için, vaktim genelde bilgisayar karşısında ya da kitaplar arasında geçiyorum. "Gerçeğin ayrımını yapabilmek için, ne kadar sanal yaşadığımızı anlamalıyız" diye düşünenlerdenim.
İyi bir sinema izleyicisi olmamama rağmen, haberdar olmayı seviyorum. Hiçbir zaman tek ya da son şansım olmasını tercih etmem. "İşte hayatının fırsatı" gibi kaderci bir cümleyi duymamak için, kendisiyle her gün yeniden tanışan ve kendini yeniden keşfeden birisi olmak, beni çalışmaya ve üretmeye itiyor.
Dediğim gibi jazz-nescafe ve kitaplar üçgeninde yuvarlak cümleler kurmamaya çalışıyorum.