Seyir Defteri
Siz de Milliyet Blog hakkındaki duygu ve düşüncelerinizi, yorum ve önerilerinizi paylaşın!
: )Sevgili Sema Şener iyi dileklerine ve zarafetine teşekkür ediyorum... Sevgiler.
Sevgili Esma... Kutluyor, gönlünce geçireceğin sağlıklı yıllar diliyorum... Sevgilerimle...
Sevgili arkadaşlar, bu gözlem ve hissiyatım için lütfen beni bağışlayın. Fakat şu " Bilmem kaçıncı Bloğum" tarzı yazıları gördükçe -yazarı ne denli derin ve niteliklikli olursa olsun- ona karşı ister istemez bir ilgi ve s-empati erozyonu içerisine giriyorum. Bilmem sizlerde de öyle oluyor mu? Blog yazarının kaçıncı bloğu olduğu zaten sayfasında yazılı, isyeyen görür ve kutlar. Hal ve durum böyleyken, 'Bakın ne çok da yazıyorum...hadi gelin beni kutlayın!' tarzı aşırı ben-merkezci, öğünmeci tavırlara ne gerek var bilemiyorum. Bu kutlamalar genellikle 50. Blog'dan itibaren başlıyor ve katlarıyla sürüyor. Toplam yazar sayımız 4000'e dayanmışken bu tür blogların onca önemli konuyu içeren bloglara karşı bir tür sis perdesi ve 'blog kirliliği' yarattığı kanısındayım. Hadi doğum günleri-çocukların okula başlaması gibi konu ve kutlamaları bir ölçüde anlayışla karşılayabiliyorum fakat bahsettiğim hususun gerçekten ilginç bir sorun haline geldiği kanısındayım. Editörlerimizin de bu konuya dikkatlerini çekmek isterim. Hani nerede bizim ulusal 'mütavzılığımız'? Sürç-ü lisan ettimse affola! Sevgi ve saygılarımla...
Sevgili Adem, sana geçmiş olsun diyor ve sevgiyle kucaklıyorum.:) Sayın Adem Çalışkan'a neden mi geçmiş olsun diyorum; kendisi dilerse bu sayfalardan duyursun. Biliyorum "bir kısım medya" gibi davrandım ama olsunnn, bu sefer böyle; sevgiler uçuk kaçık mavilerle.
Sevgili Ahmet Baba (Balcı) gitmek için günce mi yazmış; ben görmedim. :)Görseydim, kesinlikle "güle güle" derdim. Yazınca gitmek gerek çünkü. Ama sevgili Mustafa Tayfun'un da dediği gibi görmedim. Sevgiler, aydınlık şehrimin mavileriyle.
:) Körfez Güzeli delisin sen yaa... Beni utandırdın... Canımsın çok teşekkür ediyorum güzel dileklerin için... Kocaman öptüm... Sevgiler.
Sevgili arkadaşlar, niye panik yaptınız böyle? Ahmet Balcı, "Temelli gidiyorum," demedi ki, sadece "yazmayacağım," dedi. Yorumlara ve okumaya devam edecekmiş...Belki tinsel ve tensel anlamda yorgunluk hissediyor, malum Ekim- Kasım ayları insanları depresifleştirir. Hem dede olacakmış, torununa tahta beşik oyacaktır, ince işçilik ister, vakit ister...Bir süre izin verelim ona, tilkinin hesap geri döner, dönmezse imza kampanyası başlatırız. Belki de bir muzurluk düşünüyordur, istatistik yapacaktır, "beni en çok hanımlar merak etti," diyecektir...Bekleyelim, görelim! Selamlar!
Bugün , yani 10 Ekim sayın yazarım Esma Kahraman' ın doğduğu gün...Bana kalp gözüyle bakmasını bilen ...beni iç sesiyle duyan arkadaşım benim; doğum günün kutlu olsun. Nice yıllara, nice 30. yaşlara, sağlıkla mutlulukla ama ille de sevdiklerinle...
Saygıdeğer dost.Bir tek kişi sizi okuyorsa,bir kişi anlıyorsa hayat zaten gitmeye mahkum bir rüyaysa neden gitmek.Hiç yazmasanız bile emek ve yürek kattığınız yazılarınız kalsın hiç olmazsa.Onlar sizden kalan duygu ve gönül fotoğrafları.Kalp kırılmaları varsa o kalp her şeyi affedecek hoş görecek büyüklükte yaratılmış yaradan tarafından.Yine de kararınıza saygı duyuyor,saygılarımı yolluyorum.Her şey gönlünüzce olsun Cansın Erol
Dostlar, Ahmet Balcı gideceğine ilişkin bir blog yayımlamış, ben görmedim, siz gördünüz mü? Kimse görmediyse zaten Ahmet Balcı da yazmamıştır :)