​ Yiğit Bulut'un çöküşü ve evrim terorisi / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mayıs '09

 
Kategori
Güncel
 

Yiğit Bulut'un çöküşü ve evrim terorisi

Yiğit Bulut'un çöküşü ve evrim terorisi
 

Evrim teorisinin babası


Vatan gazetesi yazarlarından Yiğit Bulut yaklaşık bir yıl öncesine kadar yazılarında sorunlara (ekonomik) yaklaşımı ve ortaya koyduğu çözüm önerileri ile benim favori yazarlarım arasındaydı. Ancak sonra ne olduysa oldu. Bu arkadaş bir sapıttı tam sapıttı. Önce ulusalcı yazıları ile dikkati çekti, sonra başka alanlara kaydı. Bilmediği ya da yarım yamalak, bildiğini sandığı alanlarda yazılar yazmaya başladı. Bu yazıları belirli yerlere mesaj niteliği taşır mı bilemiyorum. Çünkü bir yazısında gazeteden yazı başına para aldığını, yazmaz ise para kazanamadığını içeren bir yazı. Elbet bu belirli yerlere mesaj niteliği taşıyan yazılarının ne anlama geldiğini en iyi kendisi bilir.

28.05.2009 tarihli yazısı ise tam bir mesaj yazısı. Hiç anlamadığı bir konuda “EVRİM” teorisi hakkında bir yazı yazmış. Baştan sona yanlışlıklar içeren amacı sadece belirli yerlere mesaj niteliği taşıyan bir yazı. Yakında kendisini bol sıfırlı bir maaşla yandaş medyada görürsek şaşırmayacağım.

Her şeyden önce yazının başlığı yanlış atılmış. Başlık şu ”Evrime inananlara inanamıyorum”. Sonra evrim kuramının olasılık hesapları ve bir takım matematiksel örnekler vererek geçersiz olduğunu kanıtlamaya girişmiş. Aynen aktarıyorum.

AMA... Felaket sınırında “dolaşan” matematiksel olarak “olması ihtimali” yüksek olan böyle bir kaza asla gerçekleşmez! Matematiksel olarak “mümkündür” ama olmaz! Tüm işleyiş mükemmel bir düzen ve kusursuz bir sistem içinde devam eder. Çekirdeğin çevresinde saniyede 1.000 km. gibi akıl almaz bir hızla hiç durmadan dönen elektronlar, birbirleriyle bir kez bile çarpışmazlar! Birbirlerinden herhangi bir farkları bulunmayan bu elektronların farklı farklı yörüngelerde bulunmaları, son derece şaşırtıcıdır! Şimdi düşünün; atomdan, hücreden, atomların, hücrelerin “birleşmesinden” vazgeçtim, elektronlar “dahi” mükemmel bir “uyum içindedir” ve bu uyum “varoluştan” bugüne devam eder! Bu noktada başka bir örnek verelim. Yine hücreden, evrimden vazgeçtim. Yerde duran bir tahta parçası var. Üstünde bir tezgah var, usta matkapla “çalışıyor”! Şimdi soralım; matkabın çalışır halde yere düşüp “tahtayı” delme ihtimali ne? İstatistikler her ay o atölyede 3 kaza olduğunu ve yaklaşık her 10 çalışma gününde 1 “rastgele” delik açıldığını gösteriyor. Şimdi bir soru daha soralım; aynı deliğin yanına bir “menteşe” çakılması ihtimali ne? Yine istatistikler o atölyede son 3 yıl içinde sadece bir yani 1.000 günde 1 kez aynı yerde duran artık bir parçaya düşen bir “menteşenin” üstünden geçilmesi sonrası “son derece bozuk” bir şekilde takıldığını gösteriyor. Bu iki verinin anlamı; bir delik ve yanına bir menteşe takılması ihtimali 10 binde 1! Lütfen dikkat daha “pencere” falan yapmadık! Tahtayı kesmedik, deliklerini delmedik, menteşe takmadık!

Sevgili dostlar, bu “gerçekler” ve bu “veriler” eşliğinde bir daha soralım; bir tahtanın bir “pencere” olma ihtimalinin “olmadığı” bir gerçek düzeyinde, tek hücrenin “bir zekanın müdahalesi” olmadan bugün gördüğümüz “mükemmel bizi” ortaya çıkarma ihtimali sizce kaç? Yorulmayın ben söyleyeyim; matematiksel olarak böyle bir “ihtimal” yok! Bu gerçeğe “dünyanın oluşumu”, “yer çekimi” gibi kanunların da oluşumunu ekleyin! Tekrar ediyorum; böyle bir “ihtimal” matematiksel olarak “ifade edilemez”! Biraz “matematik” bilen, evrim gibi bir “saçmalığa” asla inanamaz! Bana kendi başına “oluşan tek bir pencere” gösterin, ben de inanacağım!(Vatan gazetesi 28.05.2009)

Eğer bir konu hakkında yazılacaksa o konu hakkında çok detaylı bir araştırma yapılması gerekir. Yarım yamalak edinilen bilgilere göre yazılırsa okura saygısızlıktır. Yazı ile ilgili eleştirilerimizi tek tek sıralayalım.

1)Başlık: Evrim kuramı bir din ya da kutsal bir şey değildir. Din ya da kutsal bir olguya karşı inanç olur. Evrim kuramını inanıp inanmamak şeklinde bir kıstas yaklaşımı yanlıştır. En fazla kabul edip etmeme kıstası getirilebilir. Yazarımız daha baştan ofsayda düşmüş.

2)Yazarın evrim kuramını eleştirmek için ortaya koyduğu olasılık ve rastlantısal eleştirisi ise evrim kuramının yalnızca bir yönüdür. Dört ayaklı bir masanın bir bacağına takılı kalıp diğer bacaklarını görmekten gelirseniz açmaza düşersiniz. Yazarımız örneğinde matematiksel olarak olasılıkları ortaya koyup bunun olamayacağını anlatmaya çalışıyor. O zaman bende karşı bir örnek vereyim. Bir kadın ve bir erkek cinsel birleşme gerçekleştirdiğinde erkekten milyonlarca sperm kadının rahmine boşalır. O milyonlarca spermden yalnızca bir tanesi kadında bulunan yumurtayı dölleyecektir. Yumurtayı dölleyen spermin hangisi olacağını belirleyen faktörler neyse evrimin kuramının ortaya koyduğu doğanın meydan gelme koşulları da benzerlikler içerir. Evrim teorisi, yaşamda birlikte var olan şans ve gereklilik, rastlantısallık ve nedensellik (determinizm)’ı ifade eder. Darwin’in temel keşfi işte buydu: yaratıcı fakat bilinçli olmayan bir süreç.

3)Yazarımıza göre matematiksel olarak mümkün olan bir şeyin gerçekleşme ihtimalinin olamayacağını ortaya koyarken babasından annesinin rahmine düşen milyonlarca spermden “Yiğit BULUT” u yaratacak sperm konusuna da açıklık getirmesi gerekir.

4) Yazarın anlamadığı ya da anlayamadığı süreç şudur. Evrim süreci, kendi kendine değil, doğal bir takım etmenler sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu etmenlere “evrimsel etmenler” ismini vermekteyiz. Bilinen evrimsel etmenler,

Mutasyon (her nesilde genler üzerinde oluşan rastgele değişiklikler),
Gen akışı (bireylerin coğrafı göçü sonucunda ortaya çıkmaktadır),
Genetik sürüklenme (nüfustaki büyük azalmalar sonucunda oluşmaktadır)
Rastgele olmayan eş seçimi
Ve, doğal seçilimdir.
Bu sayılan etmenlerden evrim üzerindeki etkisi en fazla olanlardan biri, kuşkusuz doğal seçilimdir.

5)Yazar verdiği uç bir örnekle aklı sıra evrim kuramını alt ettiğini sanmaktadır. Üstelik verdiği örneğin evrim kuramı ile ne ilgisi var anlamış değilim. Önce yaşamın ya da hayatın bir pencereye gereksinim duyması, daha sonra bu gereksinime göre koşulların oluşması gerekir. Durduk yerde hadi pencere yapalım deyip tahtanın üstüne matkap düşmez ve delik açılmaz ve yanına da menteşe takılmaz. Böyle bir örneği verip evrim kuramını çürüttüm sanmak zavallılığın bir göstergesidir ve art niyet taşır.

Sayın Yiğit Bulut’a önerim, lütfen yüz binlerce okuru olan bir gazete de yazıyorsan yazdığın yazının içeriğinin sorumluluğunu taşıyacaksın. Yarım yamalak bildiğini sandığın bir konuda ve saçma bir takım örnekler vererek yazmak en azından yazar sorumluluğu ile bağdaşmaz.

Not: Bu yazı kendisine e-mail olarak da gönderilmiştir.

Saygılarımla

Ali İhsan UĞUZ

 
Toplam blog
: 72
: 2174
Kayıt tarihi
: 11.04.08
 
 

3 Ocak 1958 doğumluyum. S.Muhasebeci Mali Müşavir olarak çalışmaktayım. Edebiyat ve sinema ilgim ..