- Kategori
- Genel Sağlık
A.Ö.S'li Hallerimiz (Adet Öncesi Sendrom)

Neler oluyor bana
Saat sabah 9.00.
Bir saattir yatağın içinde uyanık yatıyorum. Gözlerim kapalı, uyur gibi yapıyorum ama zihnim iş başında.
Yıllar içinde ne kadar can sıkıcı durum yaşatmışsa bana, hepsini hatırlamaya çalışıyorum. Zorluyorum kendimi.
Öfkeli ve kendime acıyarak.
İşe geç kalmanın telaşıyla fırladı yataktan, giyinip attı kendini dışarı.
“Unuttu”
Akşama gelsin ben ona gösteririm.
Yataktan kalktığımda giysi dolabının aynasından yansıyan, cadı gibi dağınık saçlarım ve asık suratımla kendimi görmezden geldim. Şimdi bakıp selam versem canım sıkılacak.
"O" da haklı. Bu görüntümle unutması normal (!)
Yüzümü bile yıkamadan geçtiğim salonda, doğru televizyonu açtım. Elime kumandayı da alıp kanepeye uzandım.
Anlamsız hareketlerle ve sözlerle, saçma sapan magazin programları, oyun havaları, ağlayan, yardım isteyen maganda mağduru zavallı kadınlar. Sonra yine bu sözde ağlak havayı değiştirmek için göbek havaları.
Programı sunan şarkıcı hanımın saçı bugün hiç olmamış. Kıyafeti de berbat. Güzel kadındı, gittikçe çirkinleşiyor mu ne ?
Haberlerle ilgili bir kanal açtım.
Devam eden türban tartışmaları.
İçim sıkıldı.
Pencereden baktım güneş yok. Bulutlu sevimsiz bir hava. Dışarısı soğuk olmalı.
Radyoda ne var acaba?
Frekanslar arasında keyfime göre müzik arıyorum.
Yok. Hepsi de sözbirliği etmiş gibi casturu custuru müzikler koymuşlar. Nasıl bir müzik dinlemek istiyorum ki? İşin kötüsü hiçbir fikrim de yok.
Sezen Aksu’nun melankolik bir aşk şarkısı bu sabahki sevimsiz havama uyar mıydı acaba?
Şansıma Musa Eroğlu çıkıyor. “Kılavuzun gereği yok/ yolun sonu görünüyor” Öyle hüzünlü ve içten söylüyor ki!
Duygulanıyorum.
Sanki "çok ağır hastayım" ya da "yolun sonlarında bir yaşta".
Gözlerim buğulandı.
Dinleyiciler şarkı, türkü isteklerinde bulunuyorlar.
Bir kadın askerdeki oğlu için bir türkü istedi ağlamamak için tuttuğu titrek sesiyle. Doğuda bir yerde askermiş. 5 aydır görmüyormuş. Çok özlemiş.
Birden “olmayan oğlum” askerdeymiş gibi hissettim. Ya da sevgilim. Ağlamak istemiyorum aslında ama bu gün ağlama günüm galiba, türkü boyunca tutamadım kendimi ağladım.
Allahım ne bendeki bu hal böyle?
Ne kadar mutsuzum.
Kahvaltımı etsem dışarı çıkıp biraz yürüsem iyi gelir mi acaba?
Peynirin tadını da beğenmedim bugün ama reçelli tereyağlı neredeyse yarım ekmeği bitirdim.Kendimi tutmasam bir dilim daha yiyesim var.
Bir saattir giysi dolabının başında ne giyeceğimi düşünüyorum.
Pantolonumun düğmeleri zor kapandı. Karnımda şişlik var. Vücudumda bir hantallık. Yüzük parmağıma gömülmüş. Gözlerim şiş. Üstelik yarı öfkeli, yarı üzgün bakıyorlar niyeyse?
Saçlarım da bir türlü şekle girmiyor.
Saçımla uğraşırken kapı çaldı.
Genç bir kız elinde eşantiyon çantası ve defter kalem herhangi bir firma için anket yapıp eşantiyon dağıtıyor.
Sinirlendim birden, "neden dış kapıyı açık bırakıyorlar, yabancı kimselerin içeri girmesine izin veriyorlar" diye.
Kızı gördüm. Niyetini anladım. Bir şey söylemesine izin vermeden “teşekkürler” deyip kapıyı yüzüne kapadım.(aslında hiç böyle kabalıklar yapmam ama sinirime dokundu işte )
Serin hava yüzüme vurduğunda, ferahladım sanki biraz.
Derin derin nefes aldım.
Evet, yürümek iyi gelecek gibi.
Bana her zaman sevimli gelen ve yüzümü gülümseten ama bugün nedense ters ters baktığım, çöp bidonlarından çıkan acar kedilere, yoldaki geçip giden asık suratlı, sevimsiz, karalar giymiş zevksizlik timsali insanlara bakmadan ve bendeki bu depresif halin bir hafta içinde geçeceğini, neşeli şıkır şıkır halime de döneceğimi bilerek yürüdüm… yürüdüm… yürüdüm.
Tijen B.
Not: Adet Öncesi Sendrom ile ilgili bilgi için link verdiğim aşağıdaki sitelere veya konu ile ilgili diğer sitelere bakınız.
http://www.mavigezegen.com/kadinca/makale_icerik.php?m_id=115
http://www.nuveforum.net/1393-kadin/22211-adet-oncesi-sendromu-evliligi-tehdit-ediyor/